Efendim bir baska sehir gunlugunde de daha beraberiz.
Bu sefer yolculugunuz parise gerceklesecek. Tabii soz konusu paris
olunca artik bir geziden ziyade, yazlik evime gidiyormus gibi bir his
soz konusu. Oyle ki, evdeki eskiii zamanlarin haritalar ve brosurlerine
bakip, bi metro haritasini cantama atip geliyorum. Navigo 3 gunluk var
miydi gibi sorular zihnimi kurcaluyor ama aslinda zihnimin bambaska bi
ucunda heryere yuruyecegimden adim gibi eminim.
Aslinda nispeten
vakitlice yattigim bi gecenin ertesinde bu sefr ailecek yollara dustuk
efendim. Bizimkiler italya semalarina yelken acarken, ben hem bi fransa
vizemi kullanmis olayim ozledim parisi temali bir fikirle, hem de cidden
gidemedigim yerleri bu sefer kesinlikle gormek istegiyle kosup buralara
geldim. Ucakta surekli uyudugumu yazmama gerek yok heralde, makul
saatte yatmis olmam, uykuya doydugum anlamina gelmiyor tabii. Efendim
ucak parise indi, roissy bus'la birliktenoperaya dogru yola ciktim. Tabi
cografi olarak sehre sacre coeur civarlarindan giriyorsunuz,
montmarte'a kurban olayim gercekten. Minnos bi goz kirpti bana sacre
coeur'cugum. Neyse efendim opera'da indim, cafe de la paix'nin yeni
anahtarligi cikmamis ona biraz hayiflandim, concorde aktarmali otel
yolculuguma basladim. Otelime vardim -aslinda bekledigimden daha cok
yurudum, haritadaki orantili mesafeye inanmamak lazim, yukardan gelmek
lazim neyse- otelim gayet guzel. Resepsiyondakiler accayip kibar, her
sorununu cozecegini hissettiriyorlar, keza yuzunden ne demek istedigini
anliyorlar, kocca bir kalp. Otelden ciktigimda metroya kendimi attim
-ha! Yolumu buldum naaaabeeeer- ve istedigim noktadayim. Itirafimdir,
her ne kadar paris benim icin cite demek olsa da -yasanmis ve yasandigi
bize anlatilan hikayelerden oturu bu bolgeyi seviyorum- bir diger anlami
da leon de bruxelles! Metroda birkac subesinin daha adresiyle
karsilastim amma bizim icin orjinaline, st germain'dekine dondum. An
itibariyle masamda soguk bira, midyelerimi bekliyorum. O kadar
huzurluyum ki...
Buradan cikista ne yapacagimi bilmiyorum. Ama
bilmemek oyle guzel ki.. Saniyorum bu sehri bu yuzden seviyorum.
Bilinmezliklerin huzur verdigi bir dunya burasi, bizim dunyamizdan cok
uzak. Belki titanic the exposition'a gidecegim. Ki usenmem beni bilen
bilir. Ya da 'sahile' inecegim ki bu yer notre dame'a denk dusuyor
zihnimde. Belki de shakespeare and co.'da saatler geciririm kim bilir.
Ya da mazet'e yururum yilbasinin hatrina. Ooooo, neler neler var
aklimda, hic birine acelem yok, la vie gamsiz baslasin ve bitmesin a
dostlar.
An itibariyl midyelerimin geldigini goruyorum.
Izninizle onlara saldiracagim. Birkac bira, kocca bi tencere midye
sonrasinda, en az bu kadar huzurlu bir yerde sizi yakalarim.
[...]
efendim mutlulugumu anlatacak kelime ve dahi dil yok. Yemekten sonra
dogrudan titanic l'exposition'a gittim! Metrodan indim nefes almak
yerine titanic diyerek. Titanic titanic titanic derken afisleri takip
edip ulastim alana. Tabii ki bin yuz tane filan fotograf cektim daha
iceri girerken bile. Bana boarding pass verdiler ki otesi yok, i have a
titanic boarding pass laaan! Yareppim itanic railing'inde i'm flying pou
bile verdim ya, bence otesi yok. Icerisi harika. Barcelona'daki degil
bu sergi yahu daha bi genis versiyonu. Bazi seyler ayni amma buradaki
cok daha genis tutulmus. Artifacts cok daha dikkat cekici. Hele de
store'daki esyalar bin yedi yuz kat daha guzel. Ben, 12 temmuz cehennem
sicaklarinda titanic battaniyesi almanin esiginden dondum. Bir daha
gidersem, ki halen vazgecmedim o battaniyeden, galiba corba ve
kahve/sekerlik takimi da alacagim, oendimi durduramiyorum. Artik
titanic'ten bir komur var cantamda. The anahtarligi tabii ki aldim,
tisort canta yareppim icind titanic figuru olan cetvel dahi aliyordum bu
nedir dye soruyorum kendime? Normal degil, for sure, ama mutluyum da
yani. Bu arada fotograf cekmek yasak, amma kimse sallamiyor bu durumu.
Ooooh catir catir tum herseyi kaydettim. Pek mesudum. Koridorlarda filan
fotografim var ayol, tam bi caponum masallah. Neyse efenim buradan
tekila shot'larim su bardaklarim ve dger bilimum titanic replikamla
ciktim, hedefi 'sahile' cevirdim. Baska hir konuya atlamadan sunu da
soylemeden edemiyciim bu arada, yazili fransizcam -oturup da essay
yazamam elbette- obasarili degil artik, sozlu fransizcamla da hayatimi
devam ettirebile ek boyuttayim aramiz cok iyi, ama fransizca edebiyatim
mi denir artik nedir, o baya iyiymis laaan! yareppim tum trajedi
hikayelerini okudum tum artifact aciklamalarini okudum ve catir catir
anladim daglara taslara! insanin sevdigi birsey olmaya gorsun impossible
is nothing gaaaliba! belgesel bile izledim belgesel bile, hemi de
interaktif beheeey! (bu ani da yasadiktan sonra devam edebilirim yazmaya
evet). Yarim saat sonra i was home. Shakespeare and co'nun onunde
dakikalarca kartpostal bakip iceride karsima cikan titanic kitabini bir
sure okuduktan sonra, kus olup baska dunyalara gittim. Arka fonda calan
muzik mi boyle yapti beni, yoksa karsima cikmasi tesaduf olmayan
olamayacak kitaplar mi, gecmisle baglarim olduguna cani gonulden
inandigim tarihi bir olay mi sorgulatti yasadigim gercekligi bilmiyorum.
Tek bildigim huzurlu oldugum. Herseyden uzakta, kimbilir, belki de
herkesten uzakta bir garip orhan veliyimdir. Mutluyum. Sevdiklerimin
kulaklarini cinlatacak kadar, ah siz de olsaydiniz diyecek kadar aklim
ucari halde, ama mutluyum.
Yemegimi yilbasi oncesi de yedigimiz,
yilbasi sonrasinda da kahvalti etmeye nail oldugum yerde yedim. Bir
kadeh sarap insani huzunlendirir mi? Sanmam. Baska birseyler olmali.
Gozlerimi kalayip etraftan gelen yahanci sesler huzunlendirmedi beni
hayir. Arka fonda calan edith piaf'in da parmagi yok bu iste. Sadece,
bir yerde kendini bu kadar tamamlanmis hissetmenin agirligi coktu icine
bence. Nasil cokmesin, burada tam isem, diger yerlerde eksik degil
miyim? Ya da acaba, eksik miyim?
Kartpostallar alip, st michel
sokaklarinda sokak sanatcilarini izledikten sonra notre dame'in onune
geldim oturdum. Burada bir tribun var artik, neden bilmiyorum ama guzel
olmus, fotograf cekenler saha bi rahat ediyor. Burada yazimin geri
kalanini tamamlarken tam arkamda gunes batmak uzere. Havada krep kokusu
var. Gece planim ne olur bilinmez ama donunce bu ani dusunup
hayiflanacagim kesin.
Bugun erken biten bir gun olarak kayitlara
gecsin a dostlar. Oyle yorulmusum ki, yarin enerjim olsun bi de gece
alemlerine halim kalsin diye aksam on bucuk gibi otele dondum. Ohannes
nerdeyse eve diyecektim, oyle benimsemisim! Metronun da yerini
kesfettikten sonra ertesi gune gonulden hazirligimi fiziken de
desteklemeye basliyorum, uyku vaktidir allons-y!