Shameless etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Shameless etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2016

[Shameless S6E1-9.]

adeta doyamadığım dizilerden biri bu dizi. çünkü hem gülmekten yerlere yatıyorum, hem de aradığım tüm dram 50 dakika içerisinde birleşiyor. her zamanki ikilem: komedi alanındaki dizinin dram olması sebebiyle hiç ödül almaması. almazsa almasın, yine de izlerim, yine de severim!

efendim, bu sezon bence debbie'nin sezonu. zira kendisi hayatını mahvetmekle meşgul. hem komik, hem de acı bir durum -dikkat, trajikomik değil- olması bir yana, frank'le maceraları görülmeye değer! of frank, sen nasıl bir adamsın? biz sana nasıl alışamadık 6 sezondur? seni gidi shameless seni diyorum. korkum doğum esnasında boklukların olması. umarım dramatik bir noktada salya sümük ağlarken bulmam kendimi. bu arada geçen sezon carl frank'in çok etkisindeydi, bu sezon debs etkisinde. inşallah kurtulur diye fingers crossed.

bir yandan lip var tabii. lip'in maura isles ile olan ilişkisi beni benden alıyor, çünkü sen isles'sın! senin döpiyes giyip havalı havalı bilimsel çıkarımlar yapman lazım bebeyim, ne bu böyle seks oyunları? gerçekten gözlerime inanamıyorum ama kendisini de gözü pekliğinden ötürü tebrik ediyorum. sezonun lip nezdindeki gizli kahramanı olan alkolik hocaya da bir alkış gidiyor.

fiona. ah fiona. umarım mutlu olacaksın. ama fuck you fiona'nın acısını çıkarman gerek, bak buraya yazıyorum. senin bu single hayata tutunamıyorum tavrın kalbimi kırıyor. daha ne yapacaksın be fiona? çoluk çocuğu sen büyüttün.

carl'cığım maceralarına tam gaz devam ediyor. kendisinin kestiği kızla olan maceralarını heyecanla takipteyiz efenim. bu çocuk mutlu olsun çok istiyorum. thuglife kafalarından çıktığı için sevindim. ama dahası, o olay sonrasında kendisinin içe döndüğünü, vicdanıyla baş başa kaldığını ve en nihayetinde zor da olsa karar verdiğini görmek beni daha da çok sevindirdi. belalı ama iyi bir çocuksun carl. seni seviyoruz.

ian'a gelince... ian ve mickey'nin hikayesi daha güzel yazılamazdı heralde diyerek sözlerime başlıyorum. başladıkları ve bittikleri noktayı düşündüğümüzde, mickey'nin geçirdiği değişip görülmeye değerdi. o kadar güzel bir aşk hikayesi izledik ki, doğrusu itfaiyeci çocuğa önce ısınamadım. ama sanırım o ve ian'ın maceraları da keyifli olacak. beklemedeyiz efenim.

liam hakkında çok hikaye yok tabii ama bu çocuk resssmen bizimkilerin ali'si olmaya aday. gözümüzün önünde büyüyor yahu demeden edemeyeceğim.

son bölümde mandy'nin telefonuyla bir anda bölüme dahil olması, lip'le karşılaşmaları, arabası, hayatı. yeminle duygulandım yahu. daha iyileri hak ediyor zannımca. içim parçalandı ve aynı zamanda da sevindim. bilemiyorum neler oluyor, neler olacak, ama umut doluyum. umarım mutlu olur.

maceralarımız devam ettikçe -yanılmıyorsam- konuk oyuncu olarak yazan sean karakteri bu diziden çıkacak gibi hissediyorum. umarım overdose ile ölüp de fiona'cığımı bütün ömrü boyunca haunt etmez.

meanwhile, gus, umarım ölürsün paçoz.

to be continued dostlar.

29 Nisan 2015

[Shameless Post Season 5.]

shameless. the ömür törpüm, pazartesi çilem, pazartesi keyfim, canım ciğerim. çok seviyorum bu diziyi. her bölümde ayrı bir entrika, ayrı bir olay, ayrı bir dram, ayrı bir performans. dizideki herkes en küçüğünden en büyüğüne öyle başarılı ki, insanın kalbi kırılıyor. şu diziye allahını seven bir ödül versin ya!

efenim fiona cephesi: direniyoruz. fiona mutluluğa kavuşamayışında yepyeni bir sezonu daha geride bıraktı. mike'la ayrıldığı sahneden, gus'a açıldığı sahneye, debs'le sohbetlerinden, v'ye dert ortağı olmasında, patronuna destek çıkmasından, ian'a sımsıkı sarılmasına bu sezon yine devleşti emmy rossum. canım benim. artık sen de mutlu ol ne olur.

bir an yeni ablamız sammy öldü sansam da galiba ondan kurtuluş bu kadar kolay değilmiş. anam kadın ian'ı ihbar etti filan, vay anasını diyorum. yine de hakkını vermek lazım, kadın çok komik, kadın çok harbi. insan ayıplayamıyor, çünkü zaten en nihayetinde frank'in kızı.

ian, canım ian, neler çektin be ian? monica'yla takıldığın bölümde "coming to senses" anların görülmeye değerdi. bir an havuzda öldüğünü sansam da çok şükür yine kazasız belasız atlattık bu sezonu. ama ne yalan söyleyeyim, bu sezonda sen de devleşsen de mickey de alkış hakediyor. diren be mickey. kapıya geldiğinde benden ayrılıyorsun değil mi deyişin beni çok üzdü bilesin. senin bu mutluluk/mutsuzluk sorunun ne şekilde çözülecek merak içinde bekliyoruz.

v ve kev, sizin hakkınızda uzun uzun yazmayacağım. ama şunu söylemek lazım, ulen siz bu dizideki ideal çiftimizsiniz, pull your shit together yahu. tamam toparlandınız da, birazcık boş bir telaşeydi bence sizin üzerinizden çevrilen entrika ama yine de kabul ettik ve olayların akışına uygun olarak gördük bence. lütfen keep on keeping it together.

frank. yahu frank sen nasıl bir adamsın? tüm sezonlar ve hatta bu sezon da tüm nefretimizi üstüne çekip, bir anda nasıl bütün takdir ve tontişlik puanlarını toplayabiliyorsun aklım almıyor. bianca ve senin için yazılan bu storyline çok etkileyiciydi. bianca'nın umarsız davranışları, senin hayata bağlı tutumunla onu da yanına çekmek isteyişin ve aslında ölümün soğuk ifadesinin hep tek başına yaşanıyor olması... allahım sen bize bianca'nın hissettiklerini hissettirme. ne üzüldüm, ne üzüldüm yahu, bilemezsiniz...

shameless'ın binbir konusunu işlerken, bir de böyle derin bir konuya parmak basması nasıl bir yetenektir tanrım yazarlara bahşedilen? tebrik ediyorum ve daha nice sezonlar diliyorum hepimize. bravo shameless ekibi, herşeyinizle walking dead'den önce izlediğim dizi olarak yine bir sezonu kapattınız. ha bu arada böyle dememin sebebi de bir kıstas almak değil. sadece walking dead kadar ilgi çeken, reytingleri coşan bir dizinin yanında aslında sizin diziniz binbeşyüz kat güzellikte yardırılması ama hep under-rated kalması sorunu. bir yandan shameless klanının bu şekilde limited edition hayran kitlesinde kalmasını istiyorum, bir yandan da tüm dünya sizi sahiplensin, takdir etsin istiyorum. ben daha böyle hissededurayım, öteki sezon görüşmek üzere gallaghers, sizi çok seviyoruz.

16 Şubat 2015

[Shameless S5E6.]

yine bir shameless bölümünde başbaşayız a dostlar. en son bıraktığımız yerde soluğumuz kesilmişti anımsarsanız! kimmy/steve ya da her ne boksa geldi hayatımıza yeniden.

bu arada başka bir yorum olarak şunu söylemeliyim, walking dead izledim bu bölümü izlemeden önce. yani iki haftadır sıkıntıdan patlamalardayım, bu dizinin bu kadar uzun süredir böyle overrated olması beni benden alıyor. shameless'ın hakkını yiyosunuz ulan!

let the show begin.

v, fiona, bakalım sizi neler bekliyor bu bölüm?

oh ellerin deert görmesin fiona! neredeydin zıkkımın kökü diye sormakta haklı kız anacığım.

ay bu kadın sana nasıl inansın artık ooof!

diren fiona diren! abi kızı ağlattın ya, kızı ağlattın of yeminle dağlara taşlara koşucam şu an, o kadar için parçalandı!

abi bir değil ki, bin beş yüz bin beş yüz geliyor bu ailenin başına olaylar. anbılivibıl. ian ve monica paralellik bölümüne hoş geldik sanırım.

haydi bakalım sıra emmy rossum'dan sonra ian'ı takdir etmeye geldi. galiba yani.

ay daraldım şu an mickey'nin halini düşündükçe, diren bebişin çılgın rus anası.

bu kadın gerçekten hamile olabilir mi? çünkü cidden biraz şişmanlamış görünüyor sanki?

lip'ciğim uğraşıyor uğraşıyor, neyse başı biraz rahat eder umarım bu çocukcağızın.

ay frank yeminle ölsen de kurtulsak be ya. bravo, bu kadın da artık bir gallagher.

ay çocuk açlık susuzluk bezinin pisliğinden ölecek yeminle.

ay ian'ı izlerken sürekli monica'nın o neşeli halleri ve son thanksgiving yemekleri aklıma geliyor. çok gerginim çok.

ay don't share fiona. don't share. paylaştıkça yakın hissedeceksin sonra yine boka saracaksınız of. daralıyorum. sezonun yarısına geldik fuck up'lar için çok erken yahu.

bravo! dirayetine bravo!

ay nasıl bir fucked up düzene düştük of ya mutsuzum şu an.

hahahahahhaha, beni güldürdün ya yeminle sammi ay lav gallaghers!

nasıl bir kaosa düştün gus'cığım sen dağlara taşlara.

ay diren bebiş diren. umarım yolun ortasında bırakıp gitmelere kalkmazsın ian.

ay durumlar çok fena ya. durumlar gerçekten çok fena.

hakkaten nasıl bulacaksınız ian'ı ya içime dert oldu

bu arada fiona'nın yine aynı yoldan geçmesini izliyorum, mutsuzum yahu, bu kızın mutlu olmasını izlemek istiyorum.

ay çocuğa red bull içirme valla yüreğime iner ian.

ay bari ihbar filan etseler şimdi bayılıcam!

son yirmi dakikaya girdik hala her an bir heyecan dalgası.

kadın seri katil gibi, ay anacığım kim derdi ki doll house kızımız böyle bir hava cıvalarla oynasın!

ay allahım deli olacağım! bu dizi için bile fazla bu sıcak havada bebişi arabada bırakma sorunu.

ay frank yine nasıl bir boklu iştesin bakalım! her boku reddet herşeyi bildiğin gibi yap, sonra böyle çile çekersin işte.

ay tanrım. shit unravels. shit unravels!

yangın var diye bağırıcam şimdi. gerçekten bağırıcam. zaten şarjın da bitti fiona. ay yeminle gus'ın baskın yapacağını düşünmeye başladım şu an.

yüzüklü çekimler filan çok güzel yea. ay yeminle ölücem üzüntüden.

mickey'ciğim yaaaa altın kalbin beni benden aldı şu an. canımsın valla.

ay jimmy mi aradı da gus gördü, endişe içindeyim şu an. neyse, sanırım öyle birşey yok.

sıçtığımın komedi dizisi yine dram dehlizlerinde yüzüyor.

bu kadar duru, bu kadar sert ve bu kadar yumuşacık bir havayla dramı vermeniz kanımı donduruyor her hafta. elalem izlesin de dizi öğrensin diye ilan vermek istiyorum.

27 Ocak 2015

[Shameless S5E1-3.]

efendiiim, shameless ile yeniden kavuştuk şükür kavuşturana!

bir önceki sezonda fiona'cığımız ne çileler çekmiş, bize de ne fenalıklar geçirtmişti yareppim. şükür kavuşturana bu sezonla. sankim geçen sezonun o ağır havasından biraz olsun sıyrıldık gibi gibi.

efenim frank bıraktığımız yerde, zaten o hep bıraktığımız yerde.

liam accayip büyümüş, şaşkınlıklar içindeyim. resmen bizimkiler'in alisi olmaya koşuyor kendisi gibi hissediyorum.

lip'ciğim bir işe bulaştı ki sormayın gitsin. ulen lip sen kiiiim, taş taşımak kim diyeceğim ama artık şu sezona kadar o kadar çok bok iş geldi ki bu ailenin başına, onu da becerirsen şaşırmayacağım.

ian'ın sezonun sonuna doğru dev sıçışlarla yine bizi parçalayacağını hissediyorum ama haydi hayırlısı. şimdilik mickey'nin toparlamasıyla filan idare ediyoruz.

bu arada yine tüm alkışlar joan'cuğuma gidiyor. yareppim bu kadının yeteneği karşısında şaşkınlıklar denizinde boğuluyorum yeminle. şu kadına bir ödül verin allahın cezaları of.

kev ve v hakkında uzun uzun yazamayacağım. ama sanılmasın ki onların haline gülmüyorum. ay lav bu çift. doğrusu bu iki çocukla maceraları ayrı bir dizi konusu olabilir. kev ve mickey'nin karısının kankaya bağlaması efsane oldu yea. haydi hayırlı olsun pumping station'ınız.

fiona'nın yaşadığı çılgın fırtınalar çilelerden sonra debbie'yi izlerken elim yüreğimde bekliyorum desem yalan olmaz. üçüncü bölümün sonunda fiona ile geçen sahne o kadar duru yazılmıştı ki, bayıldım. bravo yazarlar. bravo.

şimdi gelelim fiona'yaaaaa. doğrusu fiona'yı izlerken korku içerisindeyim bu sezon sayın seyirciler. elim yüreğimde yürüdüğü ince çizgide istikrarını korumasını ümit ediyorum bir yandan. bir önceki sezondan sonra kendi hayatını düzene koymaya çalıştığını görmek çok güzel. artık bu kız üzülmesin yauv diyenler kulübüyüz en nihayetinde. ama bir yandan da yine bir downward spiral ile havalı havalı baş belası adamlara kapılsın istiyorum yahu.  bu istek sadistlikten kaynaklanmıyor. aslında amacım emmy rossum'un oyunculuğunu daha çok göstermesi, iyice yardırması ve bir gün şu lanet ödüllerden birinin üzerine konması. o dibe vurdukça, o kendini sorguladıkça, karanlıklara gömüldükçe dizinin büründüğü kasvet beni mutlu ediyor. hatta galiba işin özü ben bu dizinin komedi değil dram adaylıklarını görmek istiyorumsu. bu çılgın isteklerimi bir kenara bırakırsak fiona'nın kendisine diren fiona diren deyişini ve 'doğru' yolu bulmaya çalışmasını, 'kötü'dediği içgüdülerini frenlemeye çalışmasını izlemek çok enteresan. mutlu olacağını diliyorum bu sezon. pliyz. müzisyen adamı da çok beğendim zaten, inşallah aranız daha da güzelleşir bebişlerim.[ara not:anam dollhouse'taki kız fiona'ya yazan kız rollerinde diziye konuk oldu! bunu yazmayı nasıl unutmuşum hayret! o kız bence gerçekten robot çünkü bir insan hiç değişmez mi, valla hiç değişmemiş şoklar içindeyim. bakalım bu karakterle ilgili neler olacağdı.]

son olarak, fragmanda gördüğüm sana aşık oluyorum gaaaaliba kafalarından sonra fiona müzisyen ilişkisi nerelere gider bilemiyorum ama shameless'ın en sevdiğim özelliği de bu zaten.

meraklanıyoruz.

hatta çatlıyoruz!

haydi hayırlı olsun yeni sezonumuz.

08 Nisan 2014

[Shameless S4 Finale.]

bu noktada artık shameless sevmemenin mümkün olduğu anlar yaşıyorum sayın seyirciler. ilk sezon kahkalarla gülerek başladığım bu dizi, sezonlar gittikçe kararmış, karardıkça benim de içimi karartmayı başarmıştı. ancak dördüncü sezon finaliyle birlikte ben bu karanlığı kabul ettim, çok da keyif aldım bu harika yazılmış senaryonun oynanmasından. şimdi gelelim söylemek istediğim şeylere.

öncelikle frank'ten başlıyorum. tek yorumum öldürmeyen allah öldürmüyor. yani frank, bu da senin ödemen gereken bedel, artık umarım içki içemeyeceksin. ama eminim ki sen içki içmeden de bu gençlere çile çektirmeyi başarırsın.

deb. senin için geçen hafta öyle bir üzüldüm ki anlatamam. ama herşey yoluna giriyor gibi gibi sanki? işte tam da böyle derken geçen haftaki bölümün sonunda, hele de bu hafta fiona'nın çıktığını anladıktan sonra öyle bir sevindim ki! ama gel gör ki, yine çaresiz bir şekilde kaldın. bu sefer kendi hayatınla ilgili değil ama ian ile ilgili. of, çok üzüldüm yahu o bakışlarına.

carl'ın kalbini kırdılar, yetişin a dostlar! alacağın olsun minnoş kız! defoldun gittin yahu... carl'cığım frank'le kavuştu ama deb'le birlikte ian'ın bipolarlığına tanıklık ettiği o çaresiz sahne çok hüzünlüydü. allah aşkına bu çocuğun bir yüzü gülsün yahu.

lip, hadi yine iyisin. işlerin biraz olsun aydınlanmaya başladığı bir döneme girdin sanki. üniversitede bursla ilgili meseleler yolunda gidiyor, pek sevindiğimdir senin için. ama bu dizide sen sürekli git gel yapıp 4 sezonu bu şekilde mi geçireceksin doğrusu merak içindeyim. üstelik madem bu kadr çok gitti geldi yapmak mümkündü, neden sezonun başında hiç gidip gelmedin anlayabilmiş değilim. bu arada kız arkadaşınla garip bir şekilde yakışıyorsunuz, inşallah hayırlı olur. tabii bu noktada mandy'den bahsetmek gerekli. mandy'nin güzel bir kız olduğunu bu bölüm fark ettim galiba. lip'in üzerinde prada smokin vardı, sevgilisinde de kesin önemli bir markanın elbisesi vardı ama mandy garson kıyafeti ve topladığı saçlarıyla bile çok güzel görünüyordu. ne yazık ki artık ayrı dünyaların insanları olmaları gerçeği yadsınamaz bir şekilde bize gösterildi ki, senaristler yine kalbimizi kıra kıra fethetmişti. lip için ayrı bir chapter açıldığı için mutluyum doğrusu.

ian. yahu sen beni çok şaşırttın ya! ben fiona kokain kullanımıyla ilgili sıkıntılar çekerken senin de birşeyler kullandığını düşünmüştüm! öyle ki yahu bu çocuk ne kullanıyor, etkisi hiç geçmeyecek mi, birileri bu durumu fark etmeyecek mi diye kendime sormuştum! meğersem sen bipolarmışsın benim haberim yok! baya bir ters köşe oldum doğrusu a dostlar! hüzünlendim. monica bu aileye, geldiği birkaç bölümde ve özellikle de sezon finalinden önceki bölümde intiharlar kalkışarak paralarını çalarak vesair vesair öyle çok çektirdi ki (fiona'nın donup kaldığı unutamayacağım anlar arasına giriş yaptıydı), bu sefer aileden birinin yeniden aynı teşhis şüphesiyle izlenmesi çok hüzünlendirdi beni. yalnız askerlerle ilgili helikopter çalma meselesi gerçekten naasıl kayboldu o kısmı çözemedim, bilesiniz. bence o konuyu tamamlamayı unuttu senaristler.

mickey. yahu mickey, mürüvvetsiz mürüvvetsin resmen. tough guy rollerindesin, milleti pataklıyorsun ima ettiklerinde bile 4 sezondur. ama eşcinsel olduğunu açıkladığın bölüm aşık olduğun adamın manik depresif haline girmesi nedir yahu! valla çok üzüldüm. üstelik ben ona bakarım naraların beni çok da duygulandı. büyüksün mickey. dilerim herşeyin yolunda gittiğini görürüz öteki sezon başladığında.

sammi hakkında çok söyleyecek birşeyim yok ama sammi ve chuckie ikilisine bayılıyorum. gerçekten tam bir gallagher bu kadın! üstelik daha önce dizilerde filmlerde izlediğimiz sorunlu kadın rollerinden çıkmış ve aynı zamanda o rolleri de bu diziye getirmiş olduğu için severek izliyorum doğrusu. bakalım sheila ile kapışmalarınız daha ne kadar sürecek.

sheila, yalnızlık seni çok yoruyor görüyoruz. karen'dan beri tek başına oturamıyorsun evinde. gallagher'ların evini temizledin her gün daha ne diyeyim. bu sorunlu, takıntılı kadının yapayalnız kalma korkusu/takıntısını dipten dipten yazan senaristler bence genius. gülümsetiyorlar ama düşündükçe de hüzünlenmekten kendinizi alamıyorsunuz. bravo. bravissimo.

fiona. fiona. fiona. seni çok seviyorum ben fiona ya. bu sezon senin en büyük korkun üzerinde yoğunlaştı çoğunlukla. an geldi daraldım, an geldi gıcık oldum, an geldi gözlerime inanamadım ama her zaman hayran oldum hikayenin yazılış tarzına. sorumsuz bir anne babanın arkasında bıraktığı çocuklara sahip çıkan büyük abla olarak bu noktaya kadar harika bir iş çıkarmıştın. bu sezon kırılma noktasından sonra kötüye gidip, suçlu olduğunu kabul ettiğin bölümlerde frank'e benzediğini düşündüğün anlardaki o çaresizliğin beni öyle üzdü ki, anlatamam. yıllardır kazandığın o kale konumunun yerle yeksan olmasına tanık olmak çok üzücüydü. hele de lip'in seni kendi haline bırakıp, dahası, liam'ı tehlikeden uzak tutmak için seninle yalnız bırakmaması senin kalbini nasıl kırdıysa benimkini de öyle kırdı. boş evde oda oda dolaşırken, ekrana atlayıp, fiona yalnız değilsin, biz izleyiciler olarak senin yanındayız demek istedim. of ki of, ne üzüldüm yahu ben sana. sorun yaşadığını ama yardıma ihtiyacın olduğunu söylediğin an lip sana destek verdi ya, öyle sevindim ki, sevinç gözyaşı bile dökmüş olabilirim o sahne için. hele de çocuklara ihtiyacın olduğu gerçeği ve herkesin senin etrafında kenetlenmesi harikaydı. sezon finaline gelirsek ise monica'ya benzemekten korktuğunu itiraf ederken, sanki bütün bir sezonun özetini yaptın ya, hüzünlendirdin beni yeniden. deb ve carl'ın sana sarılıp gözyaşı dökmeleri (en azından deb'in, carl'dan emin olamadım şimdi) ve senin de onlarla gözyaşı dökmen, aaay, sezonun en güzel anıydı yahu! bayıldım bayıldım! lip'in yanına usulca gelip onunla tatlı tatlı konuşarak ikna etmeye çalışman ise, aile olmanın tanımıydı sanki. canım benim. monica'nın ve frank'in saçmalıkları ile uğraşmaya haliniz yok ama beraber hayatta kaldığın insanlara böylesine tutunmak, aile olmak dışında nasıl açıklanabilir ki? canım benim, harikasınız gallagher'lar. fiona dışında bir de ayrıca emmy rossum'dan bahsetmek istiyorum. emmy rossum, phantom of the opera'da şaşkın bakışları, poseidon'dan kaçış'ta elle tutulur bir vasfı olmayan bir oyuncu iken, bu diziyle gözümde öyle bir devleşti ki anlatmak mümkün değil, hayranıyım! ödül alsın, ödül alsın ve ödül alsın istiyorum! daha çok ödül alsın, daha çok ünlü olsun, filmler yapsın ve oscar'a kadar yolu uzansın istiyorum! böyle bir heyecan dalgası içerisindeyim. zaten kendisi soprano olup klasik müzik eğitimi almış olduğu için ayrıca bir takdirimi kazanmış vaziyette, bu dizide en olmayacak şeyler başına girip depresyonlara girdikçe, sınırlarını zorladıkça seyirciyi avcunun içine alıveriyor, tüm ödülleri de hak ediyor doğrusu! harikasın emmy rossum, başarılarının devamı!

evet efendim, gördüğünüz üzere shameless'ta bir sezonun daha sonuna geldik. sezonlarının daha uzun olmasını istediğim dizilerimden biri bu dizi. çok eğleniyor, çok daralıyor, çok üzülüyor ama overall çok seviyorum. seneye yeniden görüşmek üzere gallagher'lar, umarım herşey yolunda gider bizim yokluğumuzda.

10 Nisan 2013

[Shameless Sezon 3 Finale.]

Gelelim shameless sezon finalineeeee! Efendim dizinin bir onceki bolumunden toplayip geliyorum.
En son mickey cidden bir orospuyla evlendi. Cidden. Ian delirdi tabi ne yapsin cocuk? Icip icip dugune geldi, mickey'i bu yoldan dondurmeye calisti. Konusma muhabbet kar etmedi, dugun oncesi damatla asik oldugu adamin seksi de durumu kurtarmadi a dostlar. Mutsuz bir andi ian icin. Ha bi de mandy ayagi var bu isin. Mandy ian'in kankasi. Mandy mickey'nin kardesi. Ian lip'in kardesi. Mandy lip'in ayrilmaya calistigi sevgilisi. Efendim herkes herseyi ogrendi. Ian-mandy-mickey ucgeninde hele sukur mandy de cakti durumu kavga donus esnasinda. Gelelim diger ucgene.

Lip-mandy-karen ucgeninden bahsediyorum a dostlar. Efendim lip oldum olasi karen'a asikti ama karen kadar cirkef bi kiz yok. Cidden. Karen frankla isi pisirdikten sonra -frank lip'in babasi oluyor- bi noktada birilerinden hamile kaldi. Yazik, lip cocuga babalik etmeye razi ama bi dogdu ki capon! Bi de down sendromlu. Karen basti gitti ben bu cocugu istemiyorum laylaylom diye. lip mutsuz tabi ne yapsin cocuk, hala arasira ariyor mesaj birakiyor karen'in telefonuna. Ay yareppim ne cileler ne uzuntuler. Velhasili kelam mandy, lip'in telefonundan karen'a bulusalim mesaji atti. Artik Karen döndü tabi bi noktada parasi filan bitince. Karen'in yola cikmasiyla birlikte baaaaaam arabayla carpti kiza mandy! OMG! Hatta oh my stars! Karen cok kotu hale geldi yahu. Valla uzuldum. Ameliyat oldu, komaya girdi, komadan cikti -aman tanrim demeden edemeyecegim o sahneye. Cidden yazarlarin aklina shameless shameless olaylar fikirler geliyor, cok eglendim ama soklara da girdigimdir. Jody'nin I found the cure to the coma patients diye ortada donmesine yarildim yemin ederim! Zhhehehe- ve karen cocuk gibi kaldi. Akli, zihni, cok kotu oldu yahu, pek uzuldugumdur. Zavalli joan cusack'cigim da cilelerde pes. Hele o buyumus de kuculmus debs yok mu, canimsin debs, kala kala sana kaldi sheila'ya bakmak di mi? Iste bu bolum cok sukur karen, jody ve hymie diziden ayrıldılar. o defter kapandı. sheila yemek yapıyor filan lip'in mezuniyetini kutlamak için filan. o da öyle avunsun ne yapalım artıkın.


geliyorum esas meseleye. frank bebeyim sana ne oldu? gamsız insanların hasta olmadığını düşünürdüm! ama ondan önce iki çift lafım var lip'e. utan lan utan, iki kadeh viskiye sarhoş oldun buz pateni pistine kustun hayvan. vöh yani vöh! neyse back to frank. frank kan kusuyorsun ve hala içicem diyorsun. pes. fiona'yı artık üzme. kızın en büyük kabuslarını gerçekleştirme, biraz çocuklarını umursa gözünü seveyim yoksa mutsuzluktan öleceğim. debs ve carl size kurban olurum. hele carl... carl kalbimi göğsümden söktüm. üstünde zıpladın kırdın parçaladın. frank'in sana sen kansersin deyip make wish foundation'dan para koparmaya çalışması, ama para alamayıp seni kampa yollamaları, senin kendini kanser sanman, güneş iyi geliyor diye saçlarını kazıyan frank... frank hastanede yatarken güneş seni iyileştirir diye frank'in saçlarını usulca kazıman o kadar güzeldi ki...ağlattın beni alacağın olsun, ağlattın beni, sen çok yaşa!

fiona ve jimmy. fiona. ve. jimmy. fiona sen mutlu olduğun bölüm resmen şaşkınlıktan öleceğim! bir cemile bir sen. pes. pes yani pes! pes pes pes! o patron çocuk çok tatlıydı ama rebound koridoruna girmen seni vicdanen çatlatacaktı, iyi oldu böylesi. jimmy'nin öldüğünü düşünüyoruz bu aşamada. of ki of. artık vicdandan ölürdün. o işin ucunu da bağlamadılar ya du bakalım karşımıza ne zaman çıkacak jimmy. lütfen bok bir yerde fiona'nın karşısına çıksın, fiona şak diye düşüp bayılsın, biz de ekran başında geberelim olur mu? lütfen yani, bunu yapmazsanız hakkım kalır.

v ve kev'den de bahsedip son noktayı koyuciim a dostlar. valla bu üçlü ilişki -v'nin annesi kevin'dan hamile evet. çocukları olmadığı için kendi dna'larına yöneldiler. ay yareppim kev ve v'nin annesi, bunu bu gözler görmez olaydı yahu!- bakalım nasıl sonuçlanacak? kadın bir de bebeği vermek istemezse yine çatlarım heralde! üstelik kadın zaten 2 aydır hamileymiş ya pes diyorum pes! resmen kev'e göz koydun sen iki tane çarpıcam şimdi sana v'nin anası! haydi hayırlara yazsın, bir bebek gelsin de iyice gülelim bu dizide.

selam olsun herkeslere. öteki sezonu heyecanla bekleyeceğim, zira bu diziden accayip keyif alıyorum! yüzüm kızarıyor, yerin dibine geçiriyorum, sinirden tansiyonum çıkıyor, şaşkınlıktan başıma ağrılar giriyor, kahkahalardan nefeim tıkanıyor filan. çok iyi. çok mesudum. aynen devam çocuklar!

29 Mart 2013

[Shameless S3E10.]

çok yorucu bir günün en güzel yanı düşüncelerinizin bir hap haline gelmesi sanıyorum. frank fiona ve hatta mike'ın michigan yumurtlaması hakkında yorumlarım vardı ama gücüm kalmadı yazmaya. ama şu kayıtlara geçsin:

karen ve jody. seriously guys wtf?!

joan cusack "I stole her prince." derken içimi parçaladın. unutmadık seni de.

yareppim inşallah fiona artık mutlu olur o iş yerindeki tatlı patron çocukla. 

evet efendim, yorumlarım bu şekilde. lip'in şok dalgası ne zaman geçip de mandy'i boğacak merak etmiyor değiliz.

24 Mart 2013

[Shameless S2E9.]

hangisinden başlasam hangisinden başlasam diye düşündüm taşındım ve shameless'tan bahsetmeye karar verdim a dostlar. 

mandy'nin karen'ı ezip geçmesi bölümün son sahnesi olmakla birlikte en başından söylenmesi gereken birşey bence. beheeey, milkovichler'den uzak durun anacım.

karen, senin kaltaklığını anlatmaya değil bir yazı, bloglar ve hatta internetin tüm kaynakları yetmez. die miserable bitch diyorum.

lip, ortada gidip geliyorsun da gel sen bu karen'dan vazgeç. bu kız sana hiiç iyi gelmiyor.

debs, sen ne iyi kızsın ya, kıyamam. joan cusack, sana da kıyamıyorum valla. bir mutlu olamadın ya bu nedir? dilerim o çirkef karen yine kalbini kırmaz canım.

mandy'nin lip için mit dahil olmak üzere heryerlere başvurmuş olması, o essaylerin hepsini kendisinin yazmış olması ve bunun üzerine mit'ten birinin yine de mülakata gelmesi. valla bilemiycem. ama lip'in verdiği cevap süperdi. kısa vadede birşeylere tanık olmak ne güzel olurdu yahu? logaritma değil uzay çalışın uzaay, time travel işini çözerseniz size kul köle olurum. sevgiler selamlar.

valla sindiremediğim bir yere geldim. steve, jimmy, her ne boksan, senin mızmızlıkların ve sürdürdüğün alternatif hayatın (şu kadın bir amerikan vatandaşı olsa da kurtulsak amk) içimi bayıyor. fiona'cığım öğrenip de üzülecek diye kalbim sıkışıyor. ama eğer siktir olup gidersen var ya. cidden seni öldürürüm. bak buraya yazıyorum. fiona da birine güvensin ve o güven yerle yeksan olmasın istiyorum ya bu kadar zor bişey mi?

frank. inanılmazsın ya. inanılmaz. ben böyle her renge giren birini görmedim diyeceğim ama yani, senden beklenir, ne diyim ki ben? şaşırmadık. merakla bekliyoruz maceralarını.

17 Mart 2013

[Shameless S3E6-7-8.]

efendim uzun bir süre sonra ilk kez dizilerim hakkında yazı yazmak için vakit buluyorum. en önce shameless'tan bodoslama gireceğim. en son bıraktığımız yerde evdeki durumu gören sosyal hizmetler görevlisi çocukları alıp götürmüştü a dostlar. ölen kalan olmadı. kıyamet kopmadı. zaten çocuklar 5. kez filan foster care sistemine düştüler. velhasılı kelam çıkışları muhteşem oldu, çünkü fiona onların artık resmi olarak guardian'ı. çirkef frank çocukları vermiyceeeeğm diye tuttursa da en sonunda bir şekilde güvence altına aldılar kendilerini efendim. bir tek evlerini almaları önemliydi, onu da yüzsüz kuzenleri miras yoluyla aldı ki orda hınk diye kaldık bir süre. üstelik bu kuzen rosie larson'ın babası! şoklardayım. o adam çirkef bişeye dönüşmüş pes pes pes. carl'cığım öldürecekti adamı, orda bi yarıldım gülmekten o ayrı. velhasıl debs'in genius fikri sayesinde -true survivors the gallaghers- oturma hakkı patlattılar. yıh yıh gülüyorum. neyse efendim, esas şu meseleye gelelim: v ve kev'in meselesi. bildiğiniz üzere v hamile kalamadığı için taşıyıcı anne arıyordu. annesi, taşıyıcı anne olmaya karar verdi. hatta dur yanlış aktarmiyim, yumurtayı da o bağışlayacak, çünkü paraları yok filan fıstık gibi bir olaylar. neyse efendim v'nin annesi ve kev'i bir hayal edin. etmeyin. üyv. olacak iş değil. oluyor. birkaç bölümdür kadın kev'e iyice yavşamaya başladı, date'miş gibi giyinip uşanıp cd'ler getiriyor filan. kev'e de mesaj attı bir önceki bölümün sonunda. kafayı yemek üzereyim. kadın zaten adamı annesiyle yatağa sokuyor durum bok. ama kev v'yi annesiyle aldatmaya filan kalkarsa geberir giderim abi!

jimmy'nin zehirli atık temizleme bilmemne işinde hali inanılmazdı! bunu söylemeden edemiycem. iğrençti ya iğrenç! böcekler benim bile içimde geziyor gibi hissettim. iğrençti laaan! allah sana sabır versin fiona diyor, gözlerinizden öpüyorum sizi gallagherlar! 

aaa son bir yorum, karen kaltağı geri geldi. kimse kusura bakmasın, bu karen'a bir türlü ısınamadım. lip'i süründürdü süründürdü basıp gitti, şimdi de geri geldi elinde avcunda bi bok kalmayınca alavera dalavera mandy'le lip'in arasını bozuyor. lip'in mutlu olmasına tüm benliğiyle karşı I believe. ama lip'in de bu kıza karşı bir zayıflığı var. dur bakalım neler olacak. merakla bekliyoruz.

24 Şubat 2013

[Shameless S3E5.]

shameless iyice sıçtı batırdı. yani durumu başka türlü nasıl anlatırım bilmiyorum. tabi bu dediğim bölüm çok kötüydü bu ne laaağn temalı bir yorum değil yanlış anlaşılmasın. benim sözüm son sahneye. kıçından vurulmuş bir çocuk. tepesinde cerrah adam. etrafta 10 tane minik çocuk. kendini kız sanan 10 yaşındaki erkek çocuğu. etrafta maytaplar. heryeri zaten kir pislik götürüyor. deb içeri gömdükleri cesedi bulmanın neşesiyle üstü başı toprak çamur çok afedersiniz kelimenin tam anlamıyla bok kokusuyla gelmiş -evet kanalizasyon borusunu patlattılar!- debs de kızın birini havuzda boğdum you never mess with gallaghers çığlığıyla içeri giriyor. tam karşılarında tüm bunlara tanık social services memuru. üstelik kendisi frank'in bizimkileri ihbar etmesi sonucunda gelen memur bu. ve hatta lane'di o memur, hani gilmore girls'deki. imdb'ye baktım henüz credit girilmemiş ama oydu bence.

bölümün geri kalanı ile ne desem bilemiyorum. her zamanki en garip durumları karşımıza getirip kahkahalar attırdılar. tebrik tebrik =) joan cusack, inanılmazsın ya! bir kere daha söylemeden edemiycim, inanılmazsın! bu nevrotik hallerin filan artık beni öyle bir kitliyor ki, cidden seninle tanışmadan bu karakterin gerçekten bir karakter olduğuna inanamiyciim. bence kendini oynuyorsun. aksi halde bu kadar başarılı olamazsın bacım. helal valla!

jimmy. allah aşkına pull your shit together, man! man-up! yani bu kadar mızmızlık edip alkollere kendini boğdun filan, anladık büyük şok yaşadın da, bi shut the fuck up! gallagherlar neler yaşıyo sen nerelerdesin deal with it of! çok iyi söyledi fiona. oh, az bile söyledi. ooof.

bu noktada galiba yazmaktan vazgeçmiş, bıkmış ve yazıyı yarım bırakmışım. herkesi yazmaya gücüm yok çünkü herkes ayrı bir çalıp oynuyor doğrusu. bakalım yarınki bölümde neler olcek a dostlar. heyecanlıyız. fiona'ya destek ekibi olarak hazırız. nolur bir gün yüzü görsün bu kız yoksa ben çatlayacağım. 

22 Ocak 2013

[Shameless S3E1-2.]

shameless shameless shameless. görmeyeli iyice utanmaz olmuş bu dizi yahu! 

uzuuunca bir aradan sonra dizimin başlamasıyla birlikte çok sevinçliyim ey dostlar. accayip özlemişim. öncelikle ilk izlenimler: karen diziden komple çıkmış sanki. jenerikte yoktu. heralde kendisinin bir bölüm konuk geldiğini görürüz. onun dışında eski tas eski hamam. peki neler oluyor?

jimmy - steve ya da her neye karar verirsek verelim, bu çocuğun başı beladan hiç kurtulmuyor. yarebbim cozur cozur adamı parçalara ayırıp kestikleri bölümün sonunda çocuğun eve ruh gibi gelişi muhteşemdi. cidden fiona, neler olduğunu bilmek istemezsin anacım.

elelim lip'e. lip seni çok seviyorum ya. adamımsın bu dizide. süpersin. cidden. either you scam it. heh. valla hüzünlendirmekle beraber gülümsettin de beni. siz ailecek çözmüşünüz anacım bu işleri. carl bile direksiyon başında.

carl bıraktığım gibi. küçük ergen olma yolunda devam ediyor kayda değer birşey oluncaya kadar senden bahsetmeyeceğim carl.

debs. debbie ya seni bizim eve kardeş olarak almak istiyorum biraz huzur bul ya. frank'in ikinci bölümde abe lincoln (BU FİLMİ İZLEMELİYİM ACİLEN) projesini kırıp, it looked like shit demen, sonra deb'in üstüne atlayıp hıncını alıncaya kadar o minicik haliyle seni dövmesi içimi parçaladı. benim bile bu kadar parçalamışken, fiona'nın orada ne kadar üzüldüğünü de gördüm ya, ay valla içime dert oldu o sahne a dostlar. you deserve better ya çocuklar. sıçayım böyle işe. güya komedi dizisi izliyoruz.

sevgili joan cusack, seni izlemek bir keyif. muhteşemsin ya. o koşa koşa gidip bebişi çöp kutusunun üstünden alman ve histeri krizi geçirmen muhteşemdi. üstelik seni dışarda görmek doğrusu heyecan dalgası yarattı bende. unutmuşum yahu ben senin dışarı çıkabildiğini! 

v. ve hatta v ve kev. ya beni kahkahalarla güldürdünüz ya, allah da sizi güldürsün ya. muhteşemsiniz.dizlerime dizlerime vura vura öldüm ya. çok iyisiniz bebişler! ama ikinci bölüm oldu mu sorarım size? ne karısı çocuğu lan! kev allah belanı versin. bunu kabul etmem mümkün görünmüyor! v'ciğimi çok kırdın. artık nerenden bir açıklama çıkaracaksın bilmiyorum ama, çıkarsan iyi olur. v'yi fionaların kapısının önünde mutsuz mutsuz otururken görünce, hem dizide düzgün giden yegane şey olan ilişkinize sıçtığın için, hem de her bölümün an gelince voice of reason'ı, an gelince neşesi olan v'yi kırdığın için üzerine benzin döküp seni yakmak istedim. peh!

frank. ilk bölüm sana kıçımla gldüm çok afedersin. zhehehehe. ikinci bölümde de bar muhabbetleri çok iyiydi hahahaha! ama sen yüzsüzlük ve utanmazlığı geçtin, öküz oldun. öküz olmuşun daha doğrusu. hiç haz etmedim. pull your shit together. or else. bak söylüyorum. that red bitch ne lan, seni klozette boğarım yemin ederim. debs lan o kız. bok! 

fiona. emmy rossum. dünya alem şahit olsun: bu kız gerçekten iyi bir oyuncu. bu açıklamadan önceki tüm açıklamalarım hükümsüzdür. phantom of the opera'daki o şaşkın bakışların ve sezarın hakkı sezara güzel sesini beğenmekle birlikte çok da çılgın bir potansiyelin olduğuna inanmamıştım. iki sezon boyunca beni hep yanılttın ama, bu ikinci bölümde deb'in başında bir an için dondun kaldın ya, ay valla bravo bacım. muhteşemsin. bu konudaki puanımı gerçi o fikirsiz anne monica'nın sezon finalinden bir bölüm önce hepimizi dağıtmasıyla verdiydim. o herşeyi halleden fiona gidip de, çocuk fiona'nın dehşet içindeki donup kalmış bakışlarını uzun süre unutamayacağım. helal.

haftaya görüşürüz en sevdiğim televizyon ailesi! yalnız unutmayın, siz bir komedi dizisisiniz benim için. lütfen bu sınırı koruyun çocuklar.

14 Mart 2012

[11 Mart: Once Upon a Time, Shameless, Spartacus, Walking Dead, Yer Gök Aşk; Desperate Housewives.]

öncelikle lafa başlamadan önce hepinize birşey söyliycem sevgili dizilerim: ALLAH BELANIZI VERSİN! gıcığım lan hepinize. bir hayırlı birşey olmaz mı sizde? geberin lan. kuruttunuz beni dün akşam, belanızı bulun istiyorum. oh. rahatlar gibi oldum. şimdi yorumlarımı patlatıciiim.

Once Upon a Time: ya lütfen kötü kraliçe bi siktir git çay demle. mary margaret'ın parmak izlerini kutuya filan bırakmalar hiç olmadı.senin olduğun açıklanmadı ama öyle hissediyorum. lütfen yani. mal mal şeylerle bizi oyalamayın iki hikaye yazın da şaşıralım artık lan. artık sümsük snow'dan da prensinden de bıktım. rumpelstiltskin istiyorum. onun hikayeleri en azından olay örgüsüne sahip. ne bu böyle öyle bir geçer zaman ki yaptınız lan bu aşıkları. kate kaybolmuş da bilmem ne? ay çok da umrumuzdaydı afedersin. bak ne güzel kırmızı başlıklı kızı gördük, hikayesini anladık. sonunu yine böyle sümsük bir şeye bağlamanız hoş olmadı. abi kız sevdiği adamı yedi, siz orayı kesip snow'lara geldiniz bu nasıl bir dünya lan?! kız orada bir dönüşümler geçirdi ayıldı bayıldı fenalaştı yok ben gidemem dedi, bir baktın garsonluğa geri dönmüş. derinleştirseydiniz ya. azcık depresyon olaydı olmaz mıydı göt herifler? ama yooook, herşey artık gözüme sevimliden çok sümsük görünen çiftin etrafında dönsün, başkalarını sallamıyalım. hadi be ordan. hikayemizi bize verin. bak geçen hafta astrid ve nova'da da bu hayal kırıklığını yaşattınız. büyük olay bekliyorduk, ayrılığa bağladınız. olmuyor ama. bu sezon finalinde elle tutulur birşey vermeniz lazım aaaa. 

Shameless: artık gallagher ailesi beni bende alıyor. 4 dizilik (spartacus'u pazarları izliyordum sanırsam) maratanun sonunda izlediğim, keyif verici dizimin içine bi güzel sıçtınız. tebrik ederim. anneleri geldi. gıcığım zaten. yüzsüzler. alışkınım. ama yani fiona da sabır taşı mübarek anasını satayim. neyse efendim bu hafta önemli değildi, güldük ettik. bebişim lip'in burnunu sürte sürte geri dönüşünü bekledik. ama o öyle salak salak ev ararken o kadar salak göründü ki gözüme söylemeden edemeyeceğim. neyse ben esas konuya geleyim: fragman. bir sonraki bölümün fragmanı ar yu faking kidding miy? nooldu lan? biri vuruldu o kadarını anladık da, fi'yi bu kadar şoka sokacak ne olabilir? daha doğrusu kim olabilir? çocuklardan biri mi vuruldu, ya da vurdu? what the hell?! çok gıcık oldum var ya kelimeler yetmez. yok öteki kız hamileymiş de bilmem ne bunlar önemli değil, o işler çözülür, maşallah bu ailede herşey problemli ama bu olay ve emmy rossum'un yüzündeki hassiktir phantom öldü ifadesi beni benden aldı. ayrıca da kızın doğum yapacak olması biraz erken olmadı mı yahu? zaman algım da bir kayma oldu bak ben bunu söyliyim. şimdi efendim bölümün olaylarına tekrar zıplarsak, sheila ile jody'nin birlikte olmasına hiiiiç şaşırmadım. belliydi yani o kadar bakışmadan. ama jody'nin şu şarkıyı, dur neydi hatırlayacağım, hah, kiss from a rose galiba adı, çalması. allahıııııııım, gülmekten ölüyorum ne zaman çalsa. kızımızın adını unuttum ama yüzündeki o iğrenme ifadesi gerçekten beni öldürüyor. hele de bölümde sheila'nın biraz meşgulüm demesi filan çok iyiydi. ha bir seksten diğerine geçersek, frank ve monica. yemin ederim bu kadar yakışmayan ve rezillikleri bu kadar yakışan bir çift görmedim ben. çok iğrençsiniz lan. iğrendim cidden sizden. mıç mıç ağız ağıza olmanız filan. ay allahım beni benden aldınız. bundan sonra diziyi izleyip, william h.macy'nin eli yüzü düzgün bir filmini izleyeceğim, katıldığı törendeki smokinli haline bakacağım. gerçekten lynette'ciğimle beraber olması gerçeğini seviyordum ama bu aralar fazla geliyor galiba. neyse efendim bu dizide o kadar çok kriz yaşayacak birşey yoktu. geçiyorum.

Spartacus: ilk yorumum hala spartacus olan adamı sevmemek yönünde. hele bir de gannicus gelmişken hiiç şansı yok. neyse devam edelim bölümün olaylarına. sedullus'un yüzünün çeneden alına dikey bir kesitle ortaya saçılması neydi yahu? öyle birşey mümkün mü bir doktor arkadaştan haber bekliyorum resmen. çene çok kuvvetli bir kemik değil mi? gerçi gannicus'çuğum da sezon finalinde sanırsam adamın birinin literally ağzını yırtmıştı ama bu çok kötüydü valla. beyinler meyinler vıcık vıcık, pek hoşuma gitmedi. ama çok fazla duvara çarpma sahnesi vardı, gözden kaçmadı. bazen üşeniyorlar heralde. yalnız şunu da söylemeden edemeyeceğim, kan çok cıvık görünüyor. otorite değilim ama sanki daha yoğun olması lazım gibi hissediyorum. neyse. gelelim crixus cephesine. ay yarabbim naevia çok çirkinsin. yani her gün her dakika bunu söyleyesim geliyor, öyle böyle değil çok çirkinsin kızım. beni benden aldın. crixus'un da saçı uzamış, kısaltsın yine, ben öyle çok seviyorum. böyleyken naevia kuzusu gibi görünüyor. gerçi adamın boğazına sarılaraktan yine kalbimi fethetti. spartacus'un kankası. adını hatırlamıyorum. ama lütfen mal dostlarını alıp ortamı terket. zaten senin ayrı bir ordun varmış galiba, bir an önce bi siktir git allah aşkına. senden de, mıy mıy sevgilinden de bıktım bir bölümde. gelelim gannicus'a. bölümün sonunda beni şaşırttın bebeğim. gerçi sen beni hep şaşırtıyorsun maşallah. seviyorum ben seni. ama öyle gerizekalı kızlar gibi ay çok yakışıklııağ şeklinde değil. onurlu ama zaafları olan insan modelisin. spartacus gibi  her boku doğru yaparım havaların yok, bu bağlamda seni mümkün görüyorum. yalnız sen bizim lucretia'nın oyununu anladın mı, yoksa bu şekilde mi anlaştınız (hiç sanmam, kadın illiythia'yı seviyor malum) olayın nedir evladım? kendi kendinin başını yakman beni benden aldı. ayrıca da o fahişe kızı görünce bir üzüldün bir üzüldün ki valla içim acıdı. şu an benim için en bomba kişiye geldi sıra. ashur. ashur allah seni kahretsin, geber de kurtulayim. ya da ölme, ben seni ellerimle boğucam pezevenk herif! saç sakal gitti üzerine bi güzellik geldi ama götün tekisin lan. kırmızı peruklar almak filan ne öyle? bu zeyna seni çiğ çiğ yiyecek ya dur bakalım, o günleri göreceğiz inşallaaah! hani pislik karakterin tekisin tamam da, yüzünden gözünden akıyor pislik ben böyle şey görmedim. ve dizimizin lucretia'sı ama benim hitap bağlamında kolay olsun diye zeyna diye seslendiğim kadın. ya bu kadın beni üzüyor, bu kadın beni sinirlendiriyor, bu kadın beni korkutuyor. ashur'un yatağında boşluğa doğru bakarken ne kadar üzüldüm sana anlatamam. kadın kendinden iğrenirken ben ürperdim yani. çok üzüldüm yahu. batiatus'u seviyordu ne de olsa. bir de ashur gibi biri tarafından kullanılıyor olmak, ona tabi olmak resmen ben kendimden iğrendim ey dostlar. öyle boş boş bakarken bir plan program sezdim ama böyle çılgın birşey beklemiyordum. tabi gannicus'un başını belaya sokma planları yaparken beni sinirlendirdi ama yine de teşekkür ederim kendisine. çünkü bu kadın olmasa kirli çirkin kölelerin savaşları dışında bi bok olmayacak dizide. dizinin sonuna doğru illythia'yla konuşurken de hüzünlendim bu arada. tabi bi yandan ona da üzüldüm. adı da çok komplike birşey yazmak için ama thia diyeyim kısaca. kadın daha fazla dayanamiciim, atliyciim aşağıya dedi, üzerine zeyna ben de gelirim dedi ya, pek bir içime oturdu benim. kadının çaresizliğini bu derece yakından görmek kalbimi kırdı. tabiki de zeynanın intihar edeceğini düşünmedim ama bileğini kesip bu kan oyununu yapacağını düşünmedim düşünemedim eteğini aç deyinceye kadar. bir de kollarını bağlamış filan. ay aferim kız, iyi dostmuşsun demek istedim yani. yalnız en sonda thia glaber'a söyleseydi zeynanın planını, gerçekten kalkar, sete gider, iki tokat atar, geri dönerdim. aaa bu arada thia'dan bahsetmişken şunu da söyleyeyim: glaber sen neydin ne oldun ezik? kendini bi bok sanıp, adam öldürüp, asker elde etmeler, kayın pederi boğmalar filan nedir yani! bir baktık glaber o sümüklü halinden çıkmış, çıplak yatan adam modlarında. ay yıkıl karşımdan allah aşkına. hele de ehiehi kızla yatıp kalkacağını zaten dizinin başından anladıydık. kız sürekli aranıyor sürekli aranıyor. bir salak ifadesidir gidiyor ki gırla ooooo. yani inşallah askerlerin seni boğar da defolur gidersin gözümün önünden. peh.

walking dead: yok artık lebron james demek istiyorum. gerçekten. allahım ya hepsi ölsün, ya bu dünya kurtulsun zombilerden derken ölen herkesin zombi olması nedir lan!?!?!??!!!?! bu travmayı bana yaşattınız ya alacağınız olsun. sinirlerim oynadı. çok korkuyorum şu an! böyle bir şey mümkün mü bilmiyorum, gerçi otuz milyon korku filminde varsa mümkün olabilir gibi ama var ya düşünmesi, hayal etmesi filan kabus. başımı delicesine sallayıp git git diyeceğim bir kabus hem de. şimdi efendim bu hafta dale'in cenazesi vardı. bla bla bla diyeceğim kendisi için. pek de götümde değil açıkçası. vıy vıy konuşup sündürüyordu konuyu. ama glenn'le andrea'nın karavan başındaki sahnesi hoştu. shane'in bu psikopatlığı da beni benden alıyor bu arada. siktir git yani shane. gerçekten. true hero, muhteşem asker, aile babası pozlarından fenalık gelmişti zaten. dileğim kabul oldu shane öldü efendim. rick (the ben çok etiğim, her boku düşünürüm öyle hareket ederim yeyy ailemden önce insanların güvenliği bıdı bıdı) shane'i bıçakladı. zaten fark etmiştim ben elini arkasındaki bıçağına attığını. zaten shane had it coming yani. daryl de çaktı bence durumu. gerçi yine o çocuğun iz miz olmadan bööyle uyanması korkunçtu. yani öldün mesela ecelinle, zombiye yaratığa insan dışı bir şeye dönüşmemen imkansız. çok korkunç lan bu düşünce. ölmeden intihar mı edicen? neyse. gelelim carl'a. allahım carl sen ne gerizekalı bir tipsin?!?! ruhumuzu darladın. artık nevrozlarından kurtul, ya da en azından bizi rahat bırak yahu. yok benim yüzümden de bilmem ne. whatever. geç bunları. en sonunda shane'i öldürdün tebriks. bravo. şimdi geliyorum grimes ailesinin eziklikte, gerizekalılıkta, mallıkta, aptallıkta birincisi lori'ye. lori sen nesin anam? senin için bu dünyada bir kelime yok bence. gittin çocuk kimden bilmiyorum emin değilim dedin. bir de teşekkür ettin filan durduğun yerde. oldu olacak bacağını açıp gel üstüme kon diyeydin. sen demedin mi rick'e bu adam tehlikeli ailemize göz koydu diye? ne demeye böyle bir konuşma yapıyorsun o zaman mal mısın? allahım şu an kelime bulamıyorum gerçekten sana. zaten doğurucam da doğurucam diye tutturdun. insanlar sana birşey demiyor ama ben dayanamayıp söyleyeceğim: zır zır ağlayaack o bebek. zombiler sese geliyor helloooooo?! sen o çocuğu boğarsan nazi filmlerindeki gibi, bir de onun depresyonlarını yaşarsan artık götümü açıp balkonda gülücem yeminlen. ayranınız yok içmeye, tahtırevanla gidiyorsunuz sıçmaya kızım. use protection. wear condom demek istiyorum size. kaç yaşındasınız siz rick'le? sorumsuz musunuz? bir de mal gibi hap alıp çocuk düşürmeye kalktın! ölüp geberip gidicen sonra senin ölümünden sonra 10 sezon rick'in depresyonuydu, insanlıktan çıkmasıydı, carl'ın nevrozuydu çekip durucaz!  allahım bunlara akıl fikir ver gerçekten. a bir de o çiftlikten çıkın artık. ilk sezon 6 bölümdü ben korkudan sıçmıştım. tanklar, atlar, şehir dolusu zombiler vardı. ne lan bu 10 bölüm mü nedir götü devirip yatıyorsunuz? bakıp öğrendim şimdi 12 bölüm olmuş. artık bıktım sizden. gerçekten bu hazıra konmanızdan da, hershel'in nur yüzünden de bıktım! haftaya sezon finaliymiş bir de. utanmadan tüm sezon yattınız şimdi zombi atağı mı yapıcaksınız sezon finalinde?! hay götünüze girsin o zombiler. bütün sezon çatladık, son dakkada meraktan öldürün. hatta daha da iyisi kimin öldüğün bilmeden mal mal bekleyelim tüm yıl olur mu? gerizekalılar. kızdım bak şu an yine.

yer gök aşk: dizi tarihimin en acıklı bölümlerinden birine geçmeden önce bir de şu diziye değineyim de tam olsun. valla biz geceye önce bir osmanlı hikayesi kıyam'la başladık. çok ezik bir dizi baştan söyleyeyim. yani haremde olay olmadan, kadınlar peçelerini açıp yüzünü göstermeden bu dizi çekilmez. türkan şoray için izledim ben ama türkan şoray'ın da yüzünde bir değişilik var sanki. gerçi tam sultan olmuş da yine de, bir şey var, sanki bir müdahale ama uydurmayayim, bana öyle geldi. lamia -aslı tandoğan'ın bizim ailede sonsuza dek lamia olarak anılacak olması- çok güzel olmuş. siyah saç kabadayı'da da iyiydi. ama burada çok farklı ve güzel olmuş. dönem kostümleri çok güzel göstermiş kendini. hele de o sürmeler filan baya beğendik. tolga karel de allah için güzel çocuk. ama dedim ya, böyle geçmez bu dizi diyerek yer gök aşk'a döndük başlama saatinde. valla ben diğer anlattığım dizileri izlediğimden çok bakamadım. ama hamiyet tutuklandı. bade amcaoğluyla yattı. münevver bir lay lay lom havalarında anlamadım dur bakalım. havva da alışverişe filan çıktı, çok şükür hayatını yaşamaya başladı. yusufun sümsük hallerine hiç dikkat etmedim valla. ama en sonunda şöför yılmaz'a havvanın kendisini burçak olarak tanıtması beni benden aldı. bak havva, yusuftan intikam alıcem diye oyun yapıcaksın anladık. ama sonra hep aşık oluyorsun. sonra vay yalan söylediiiin diye herşey bombok oluyor. kendine gel. ya aşık olma, ya da düzgün anlat hayatını bu kadar komplike hale getirme evladım. ayrıca da yılmazı seviyoruz biz. üzme çocuğu. aa bu arada biz sizle tanışmıtık kısmındaki flashback çok güzeldi. biz teeee o sahneyi izlerken kızın gözlerine bayıldık, ay bu çocuk bunu unutmaz dediydik. hakikaten de bu güzel ayrıntıyı unutmamışlar. aferim. dedim ya, arasıra baktım yer gök aşk'a. o yüzden direk tarihin en acıklı dizi bölümlerinden birine geçiyorum şu an. bile bile lades: desperate housewives.

desperate housewives: ne kadar depresyona girdiği şöyle anlatmak isterim öncelikle: yukarıdaki yazıları yazarken aerosmith dinliyordum. dinliyorken çata çata, söylene söylene yazıyordum. kızgın kızgın yazıyordum. tuşlara basıp geber lan yazarken gerçekten istiyordum. hatta dün dizilerimi sıraya yanlış dizdiğim için kana susamıştım. tabi bu kadar deli değilim. susamadım elbet de artık bir olay olsun, saçmalıklar yaşanmasın istiyordum. ama bu kısma geldiğimde aerosmith'i bırakıp adele'den don't you remember açtım. çok mutsuzum sayın seyirciler. kahroldum öyle böyle değil. lynette ne kadar kırıldı gördünüz mü? yani tom sen benim rock dediğim insandın şu dizide. o orospu kız arkadaşın ne kadar kırdı lynette'i. lynette tabi duraksar yani. kaç yıllık kocasıyla arasına girildiğine inanıyor. kolay değil. yani böyle olmaz gençler. mutsuzum. lynette'in mutlu bitirmesi gerek bu diziyi. kadın neler yaşadı ya! kanser olduğu bölümler, gabriel'in anlattığı o hikaye, ellerini tutup sen gidersen bir daha gülümseyemem demesi ay allahım ne kadar acıklı dönemlerdi yarabbim. sonra gabriel'e geliyorum. ya bu böyle olmaz. kadın mutlu olsun bir kere de ya. tamam carlos'un rehab'den değişmiş bir adam olarak çıkacağını biliyordum. ama kendi hesabını dağıtmak nedir ya gerizekalı carlos! tamam seni seviyorum, 8 sezondur favori adamlarımdansın (tom aramızdaki ilişkiyi öldürdü yeminlen) ama böyle olmaz. topla kendini de gabriel herşeyi düşünmüşken biraz rahatlasın. kolay değil yani. bir de tam rahatlamışken juanita'nın pencerelerden düşecek olması neydi öyle? puts in perspective'miş. peh! yemişim sizin perspektifinizi! yürek çarpıntıları, baygınlıklar, fenalıklar geçirdim iki dakikada. reva mı bu? ya mcclutsy'e ne demeli? kanser dizilere dahil edilip bu kadar sündürülecek bir hastalık değil tamam mı? kolay değil. insanın hayatına bir kez girince, bir daha hiçbir diziye filme o aman kurgu bunlar bakışınızla bakamıyorsunuz ve inanın çok fazla insanın hayatında var bu. lütfen karen'ı da bu işe karıştırıp daha fazla parçalamayın. çok üzülüyorum. roy'un söyledikleri, sevdiğini göstermek, son anına kadar yanında olmak beni öldürüyor. ama gerçekten. dağılıyorum. yapmayın. yapma marc cherry. you are better than this. şimdi bree'ye geliyorum. çok şükür kızlarla barıştı görüştü. o baştaki sahne çok tatlıydı. insanın ara verdikten sonra bile dostlarının yanına dönebilmesi öyle güzel ki. bunu ekranda görmek çok tatlıydı. a bu arada dizideki comic relief'ler güzeldi. lynettte'in fotoğraflara girmesi, karen'ın arabanın altına yatması, bree'yi zehirlemesi filan tatlıydı. ama bu iki karakter öyle üzdüler ki beni, yetmedi. gülümsedim. sonra tekrar üzülmeye devam ettim. bu arada orson'un da son bokluğu gözümüzden kaçmadı. dur bakalım hapse girmeden nasıl biticek bu dizi? yani eğer eva longoria'nın dediği gibi her biri silahla kendini çekip vurursa bayılırım. bir daha da ayılmam. hepsinin çoluk çocuğu var olmaz kendinize gelin. bence eskilerin görüntüleriyle harmanlı bir final olucak. neyse. gelelim en acıklı olaya.  takip etmez oalydım sheridan davasını. onun haberiyle öğrendim mike'ın öleceğini. her an beklerken bölümün sonunda, tam da öldüğü yerde ölmesi olmadı. moulin rouge gibi. susan'ı hiç sevmem. yıllardır lüzumsuzluklarıyla beni benden almıştır hep. en son işlediği cinayetin resmini yapıp sergiye koyması artık beni benden almıştı. gerizekalı kadın. her hafta beni delirtir. vesair vesair. ama susan bile böyle bir sonu haketmedi. mike'la tam bir closure yapmışlar. herşeyi konuştular. belki susan, renee'yi suçlamayacak, mike being mike diyecek ama umrumda değil. onlar soulmate'ti. mutlu mesut yaşlanmayı hakediyorlardı. yaşanılan onca şeyden sonra, artık evlilikleri mi desem, boşanmaları mı, o kaza mı, böbrek meselesi mi, zach mi yarabbim o kadar çok şeyden sonra artık geçen hafta mike'la lynette konuşurken vay anasını demiştim. ne düzgün adam. olmadı bu. evinin önünde vurulup, tüm hayatını hatırlayıp yere düşmesi, susan'ın wisteria lane'de yankılanan çığlıkları olmadı. renee'nin halini de düşündüm. kahroldum öyle böyle değil. mj var hem. yani susan bir çocuğunu babası olmadan büyüttü. hatta julie'nin dediği gibi o çocuk susan'ı büyüttü. ama mj'in mutlu olması gerekiyordu. yani finale 7-8 bölüm kala bu yaptıkları orospu çocukluğu. artık davayı haklı çıkarmak için mi bilemiyorum ama mike delfino'nun ölümü beni öldürdü. eğer o dava içinse bu, eğer mike'ın ölümü sezonun gidişatına finale katkıda bulunmayacaksa tek dileğim umarım senaristler ölür. öteki haftada cenaze var. mutsuzum. düşünükçe içim acıyor. olmadı bu. hiç olmadı böyle apar topar. olmadı bu kadar mutluyken. herşeyi çözmüşken. birinin kayası olmuşken. olmadı.

12 Mart 2012

[4 Mart: Walking Dead; Shameless; Once Upon a Time, Desperate Housewives; Yer Gök Aşk.]

efendim hafta sonu boyu hafta içine yönelik yazdığım herşeyleri paylaşmaya başlıyorum: 
dün (pazartesi) keyfim o kadar yerindeydi ki, neler yaptığımı yazmadan edemeyeceğim cidden. öncelikle makul saatte evime vardım. bu başlı başına büyük bir mutluluk esasen. hani gocunduğumdan değil, yoruluyorum elbet ama yorulduğumdan da değil, ben evde pijamalarımla oturmayı seviyorum yahu. ev kuşuyum o bağlamda. ikinci mutluluk silsilesi ise dünün pazartesi olmasıyla geldi tabi. pazartesi zibilyon tane dizim düşüyor internete. hepsini doyasıya izledim. artık kalbimin ne kadar temiz olduğunu şöyle tahmin etmenizi istiyorum: geçen hafta ben deli divane gibi ineklemelerdeydim ya, dizilerim aradaydı, sadece bir dizi yayınlanmıştı ki zaten onu pazar gecesi izledim, bomba gibi oldu. şimdi sırayla hepsinin bende uyandırdığı delicesine hisleri yazıciim.

once upon a time: amy acker sen nesin bebişim sen nesin? bir insana peri kızı olmak bu kadar mı yakışır yarabbim? resmen gözlerimin önünde winifred burkle'ı gördüm gözlerim doldu yahu. o minnoş minnoş utangaç sakar hallerin beni yıllaaaaar öncesinin angel'ına götürdü kızım! emma caulfield'ı kör cadı olarak gördükten sonra seni de bi kötü potansiyelle bekliyordum, kkorkuyordum filan ama sen yine fred olmuşsun annem! grumpy'le olan muhabbetlerin, teknelere muhabbetin filan beni benden aldı. yalnız ben bunların aşklarının hüzünlü bitişini böyle hayal etmemiştim. hani amy'ciğim ölür mölür diye düşünmüştüm ama neyseki öyle olmadı, yoksa çok üzülürdüm yahu. diğer yorumum mary margaret'a. allahım böyle iyi bi insanın çektikleri reva mıdır yarebbiiiiim? bi türlü biraraya getirmedin şu prensle kızımızı! üstelik yorumlarda okudum, kate'in cinayeti bizim kızın üstüne kalıcak gibi. ar yu kiding miy? cidden ama yani. bunların mutlu olması lazım lan! dizi bitinceye kadar bizi öldürücek misiniz yani nedir anlamadım! iki mutluluk görsek ölür müsünüz?

neyse gelelim desperate housewives'a. öncelikle karen. hatta karen ve roy. beni öldürdünüz. ağlattınız. mahvettiniz siz. karen'ın çektiği nedir biter ayak bu dizi?! illa birini öldürcek misiniz yani sayın marc cherry eziği! zaten sürekli ara veriyorsunuz, sündürüyorsunuz, bir kere konuya sardık, karakterleri seviyoruz diye bırakamıyoruz, bu kadar üzmen şart midur? gabriel'ciğimin o hüzünlü hallerini filan beğenmedim. oldu olacak carlos'u öldürün de hepimiz çatlayalım dizi bitmeden. ayağıızı denk alın. ona göre. ikincisi lynette :) bu kadını çok seviyorum yahu. hani evi yıkılmış gördüydü de bir koşuşu vardı ya evine doğru, o sahneden beri baştacımız kendisi. hatta hastaneye düştüğünden beri. lynette'e bişiy olmasıncılardanım. kadın çocuklarını da kendine yetebilecek şekilde yetiştiriyor helal. ve nitekim tom, sana da aşığım bebeğim. allahım beni şöyle tanıyan biri çıkmadı karşıma, bir görsem basıcam nikahı. mike, sen de takdirimi kazanmadın değil. aferim hem renee'yi korudun, hem de lynette'ciğimi delirmekten kurtardın. evet şimdi susan'a geçiyorum. kadın kadın kendine gel ya!!! bu nasıl bir yamşaklıktır, bu nasıl bir yavşaklıktır, bu nasıl bir eziklik, nasıl bir burnunu sokmadır kadın! back off lan. bir de sizin çocuğunuz nerde, gabriel'inkiler nerde, maşallah tüm çocukları unuttunuz yazarlar. neyse. şimdi geliyorum bölümün cidden orgazmik anına. bree orson'ın ne kadar hastalıklı bir göt olduğunu öğrendi ey dostlar. o sahnede bayıldım galiba. hele şükür! 3 bölümdür tükettin bizi orson. ya kadını hem uzaklaştır, alkole yine başlat, onu geçtim intihar ediyordu lan senin yüzünden bu kadın! AAAAAAAAAAAAA!!! baya kızdım şu an. bir de bree'ciğimin kızlarla barıştığını göreydim iyiydi ama artık kısmet öteki haftaya. neyse, küslük olmasın da işler düzelir. yalnız en sonunda orson'ın yaptığı son hayvanlık nasıl bir olaylar döngüsü yaratıcak hiç anlamadım. hayal bile edemedim. bütün kızlar hapse girerse şak diye düşer bayılırım orası kesin. 

gelelim AMC's Walking Dead'e. bölümün son 10 dakikasına kadar yorumlarım aslında 4 cümlede özetlenebilir. bi sus siktir git dale konulu kısım ilk kısım oluyor efendim. ikinci kısımsa seni o zombi yesin, geber de kurtulalım mal mısın carl kısmı. üçüncü kısım ay tartışmayı bırakın da bi action olsun aman be kısmı. son kısım da allah belanızı versin dale'e sus dedik öldürdünüz lan peh peh peh kısmı. artık o çiftlikten çıkın allaaasen. baydık anacım böyle mıymıy. yok aile dramı, yok kızı bulalım, yok hayvan güdelim, yok kuyu açalım filan. hadi şehirlere neyin gidin de azcık korkalım, beynimiz patlasın heyecandan. bir de şu shane ve rick gerizekalılığı da fazla artık. shane sen de ortamı terk et çay demle oğlum. kıskanmalar, ben liderim demeler, anaokulu değil burası, artistlik yapmayın. ayrıca da andrea ben seni beğeniyordum, ama ne zaman o çirkinler çirkini shane'le arabada işi pişirdin, yemin ederim çirkinleştin kızım. adamdan bir çirkinlik bulaştı, kaşın gözün dağıldı be. hershel'ın suya sabuna dokunmaz halleriydi, glenn'le kızın bıdı bıdı aşkıydı derken artık hakikaten baydık. ancak 40 dakkada bir vay anasını diyoruz. artık bir an önce eski performansa dönün, ödümü patlatmaya başlayın olmaz böyle daha fazla.

tabii ki o vahşi sonu görünce üzerine shameless ilaç gibi geldi. ama lip'çiğimin bu tripleri beni öldürüyor. lütfen okuluna gidip etrafa leyla leyla bakarak eski karizmatik günlerine döner misin yavrum? plus, lip'in bir numara küçüğü, sen ve sevgilinin basılmasıyla uğraşamiycam, alakasızsını kib bye. ama sevgili emmy rossum. aman allahım her bölüm beni şaşırtıyorsun. o leydi yerini sana bıraktı ya hayretlerden hayretlere düşüyorum. şu an senin adını hatırlayamadım dizideki, ama çok sağlam bir ablasın aferim. frank, artık sana inanamıyorum. hani hep sorumsuzdun ama bu kadarı da yetti lan. ananın morfinini kendine bağladın çüş ulan çüş. joan, beni benden alıyorsun cidden bu nevrotik hallerinle sana bi yorumum yok. ama çılgınsın meaan demeden duramayacağım. kızın da bir mal ama olsun sizi seviyoruz. ah jody'miydin neydin sen ne iyi bir insan çıktın azizim? valla beklemezdim helal olsun kadına sahip çıktın yahu. tebrik ettim, takdir ettim aferim. ama o aşık olduğun kız sana olmaaaaz, bir dost tavsiyesi olarak al bunu annem. evet, shameless bu şekil gevşek bir bölümle bitiyor. haftaya bekleriz efendim.

gecenin bombası tabii ki de yer gök aşk'tı. boyun posun devrilsin yusuf. kahrı bela okuyorum sana. o kadar gıcığım ki yorum bile yapmaya tenezzül etmeyeceğim. şimdi gelelim bebişimiz havvaya. allahım o nasıl bir mutsuzluktur yarebbim? kahrolduk kahrolduk. havvanın öyle canı yandı öyle canı yandı ki kız bağıra bağıra ağladı, yine atamadı o acıyı içinden. soğuklarda dondu da ateşi sönmedi bu yavrumun. ateşlerde kavruldu da soğumadı acısı ayol. ben taaa en başında demiştim sezonun. inşallah bu şöfer çocukla evlensinler de yusuf çatlasın patlasın ölsün diye. haydi niyeti bozduk maşallah. o kadar gözyaşı, o kadar hasret, o kadar acı, hastalık, baygınlıktan sonra sen de mutlu ol inşallah havva. o çocukla siz zaten süper tanıştıydınız, o çocuk seni sultanı yapsın inşallah. bayılıp kaldıydın da gözlerine baktıydı da, hey o gözler nasıldı öyle de, amaaan. işte yeni favorimiz çocukla havva. tabi çocuğun adını biliyor hatırlıyor olaydım iyiydi ama hatırlayamadım vallahi. kısmet. haftaya hatırlarsam görürsem yazarım cicişler. 

bu haftalık dizi maratonumuzdan bu kadar. haftaya inşallah artık. hatta umarım how i met güzel olur da onun arkasına yazarım yeni bişiyler diziler hakkında.