The Borgias etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Borgias etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2013

[The Borgias - Series Finale.]

gözlerimi kapatıp bölümün bittiği anda hissettiğim duyguları anımsamaya çalışıyorum.

öfke. hüzün. pişmanlık. merak.

Uc yildir izleyip tanik olduumz bu harika hikaye boyle mi bitecekti? Herseyin yarim kaldigi bi oykuyle mi basbasa kalacaktik biz? Cesare lucrezia rodrigo micheletto'nun sonsuz entrikalari, muhtesem diyaloglari boyle mi bitecekti? 

Micheleetto basip gitti. Bu mudur ilk sorum. Bu mudur? Forliye de syle girebilirsin bak cesare uu bybi deyip ortadan kaybolan bir katil. Ona guvenmesi binbir zincirleme ve self inflicted iskenceyi bulduktan sonra sforzanin sag koluna ustelik de lucrezia ile ilgili bir meselede guvenipmis olmasi saka mi? Allah askina bu kadar mi basiyla sonunhn farkinda degilsiniz bu dizinin, yaziklar olsun! 

Sforza konusuna gelirsek, bolumun en tasakli sahneleri cok afedersin bu kadin etrafinda dondu. Zaten bolumun baska bi olayi yoktu. Uzunca bir sure sforza kadinina gicik olduktan sonra bu kadinin sonunhn boyle olmasi beni huzunlendirdi. Kendisine zehir alip utancini sonlandirmak istedim o derece. Bu arada ara bir dipnot, kostumler zaten guzel. Ama saclar icin ayrca bir alkis. Oldum olasi lucrezia'nin saclari cok cok guzeldi ama diger guclu kadinlar da muhtesem saclardan nasibini aldi. Neyse efendim, sforzaya donersek, valla kalenin onune top atisi yapip kaleyi cooot diye cokertmek harika bir fikirdi. Ama ondan sonrasindaki cesare'nin herkesleri kurtarip yapmayin leaan temali cikisina popomla guldum. Yazik. Bu sahneden cok zevk alcagimi dusunmustum.

Bir diger konuya gelelim: alfonsito. Yarab bu cocuk ne cekti be? Cok sempatik bi oglan olmakla birlikte malesef cesarenin karizmasina kurban oldu bu cocuk. En nihayetinde cesarenin imparator yaratir nitelikteki karizmatik siyasi hamleleri alfonsito'nun hirs bir yana, miymisik halleri ve her boka susan karakteri ni bogmaya mahkumdur. Oh. Ama bu kadar da boktan bir son, heralde en son sezon arasi verirken steven moffat'in aklina gelmisti. Bir de kayitlara gecsin, zehir sahnesi beklemiyordum. Bir an lucrezia'nin bu mal sona yarasir bi sekilde o zehri ictigini dusunsem de, ben kendisinden zehir icirmesini beklemezdim. Keske yastikla bogsaydi. Abisini oldurmek icin samdanin ipinin altina mum koyup siritarak bekleyen bir kizdan bunu beklerdim. Cok uzgunum. Bir daenerys targaryen olamadi lucrezia borgia. Ustelik ondan cok daha fazla potansiyele sahipti. 

Efendim rodrigo'ya gelirsek. Sonunun ne oldugunu gormedik. Zehirlenecegini biliyoruz. Hatta borgias dairelerinin muhurlenip bu 'dinsizler' yuvasina kimselerin girmedigini de biliyoruz. Ama keske bir epilogue olsaydi. Fena mi olurdu. Gecen bolumun sonunda cesare ve rodrigo'nun baristigi ve hepimizi aglattigi o sahneden sonra, i'll carve you out an empire konusmasindan sonra boylece sessiz sedasiz, cesare'nin lucrezia takintisiyla basbasa kaldigi bir sacma bir son: shame on you. Bu iliskinin on-going olup tarihe gectigini dusunursek, boyle bi tek tarafli zavalliliga crkilmesi tadimizi kacirdi. Bu muydu empire yaraticam diyen adamin sonu? Bu mudur cesare borgia? Yaziklar olsun. 

Evet, malesef huzunlendigim, sonuna isyan ettigim bir sondu bu. keske baslamasaydim demedim bu disi icin, yalan olmasin, ama keske son bolumu izlemeyeydim dedim. Havada kalirdi, son bolumu hayal ederdim. Cok da guzel hayal ederdim ustelik. Yazik. 

Merak her zaman cok onemli. Dizinin yayindan kaldirilmasi muhtemelen ani oldu ve son bolumu cekerlerken bu kadarini tahmin etmiyorlardi. Ama yine de, bence yeterli sure boyunca merak ettigimii biliyorlardi. Keske ucu acik kalsaydi, ucu acik kalacak birsey biraksalardi da, bir parmak bal agzimiza calinaydi. Olmadi. 

Sizi cok sevdik borgias ailesi. Bu ailenin hikayesini anlatmaya karar verenleri cok sevdik. Ozellikle belirtmeliyim: trevor morris'e hasta olduk. Muzik bilgi bankama katilan bu harika adamla tanismak dizinin en guzel yanlarindan biriydi. Yazar bilgi bankama binbir entrika ve zehir eklemek de ayri bir guzellikti. 

Herseye ragmen cok tesekkurler borgias. Daha guzel bir son sana yarasirdi ama yine de, herseye ragmen, cok tesekkurler tum soluksuz bolumler icin. You will be missed and expected for. 

14 Haziran 2013

[The Borgias S3E1-9.]

Borgias. bu diziye bayılıyorum. böyle güzel bir diziyi hayatımda görmedim, o kadarını söyleyeyim. olay entrika hiç bitmiyor. bu diziyi daha da gzüel yapan şey, bitmeyen entrikaların gerçekten de yaşanmış olması. senaristlerin böyle bir hikayeyi alıp diziye dönüştürmeleri dünyanın en genius hareketi olmuş, o kadarını söyleyeyim. en sonra bıraktığımız yerde rodrigo'yu -rodrigo dediğime bakmayın koskoca papa kendisi- zehirlenmiş ve yere düşüp kalmıştı. cesare çığlık çığlığa bağırıyordu. yeni sezon tam da bu sahneden açıldı, doğrusu damağımda da kaldı. koskoca papa zehirlenince tabii doktoru moktoru herkesler başına toplandı. ancak çaresizlik içerisinde izleyen herkesi bir kişi şoka soktu: lucrezia. lucrezia tam bir florance nightingale çıktı bu nedir? kız bir hışımla salona girdi, yanan meşalemsi şeyleri suyla söndürdü, kömürleri ezmeye başlayıp papa'ya tıka basa oluncaya kadar içirdi. aman tanrım dedim yahu! tamam biliyoruz, kömürle mide yıkandığı doğrudur, ama o an ben bile panikken senin nasıl aklına geldi yahu lucrezia? hayretler içerisindeyim. neyse efendim, uzun lafın kısası, papa 2 gün filan yattıktan sonra -ki kardinaller filan adamın başına toplandı tam leş kargaları gibi, baya korkunçtu bence- papa kurtuldu kurtuldu! adam kömürle birlikte bir kısım zehri kustuktan sonra -nedense illa böyle bir çekim yapıyorlar ve son derece gereksiz, neden, öteki sahne daha güzeldi- kanında kalan zehri de kan aldırarak temizledi. youuv dedim. orası baya enteresandı. adamın damarını deldiler, an eb an, gümüş bir kaseye kanını akıttılar. işte enteresan sahne diye buna derim ben. youuuv. neyse efendim papa kurtulduktan sonra bu bölümü olduğu yerde bıraktık ve papayla birlikte intikam yeminleri ettik efendim.

ikinci bölüm geldiğinde -daha doğrusu ikinci bölüm mü tam olarak hatırlamasam da bu olayların devamında- kendisine kumpas kuran, başında leş kargaları gibi bekleyen tüm kardinalleri görevlerinden aldı, mallarına el koydu ve ailelerini romadan sürdü. youuv! yine zevkten hırstan ağzımın suları aktı desem yeridir. bu olayı öyle bir kurdular ki, ressmen crucible'ı tekrar çektiler desem yeridir. bir kardinal seçip onun gözünü korkuttular, zindanlara attılar filan filan, adam da kardinaller meclisinde şu şu şu şu kardinaller şu şu şu şu suçları işledi demesin mi kardinal amca? inanılmazdı, takır takır el koydular valla maşşallah!

şimdi efendim bıraktığım yerde maalesef bazı bölümlerin ayrıntıları hafızamdan uçup gitti. ama bu aklımda kalanları buraya dökmeme engel olmayacak. üçüncü bölüm dördüncü bölüm sonuyla başlayalım. üç sezondur beklenen -valla bekliyorduk artık kimse kusura bakmasın- lucrezia ve cesare buluşması yaşandı yareppim o alfonsito'nun mıymışık halleri beni benden alıyor doğrusu. çok çok çok sıkıcı bir çocuk. lucrezia için çok naive mi desek, şapşal mı bilemiyorum. ama paolo'dan sonra çok zor lucrezia'nın gönlünde bir cesare kadar yer tutması. hele de suya sabuna dokunmayan -bebişin napoli'ye gelmesini savunmayan- o halleriyle iyi bu kız bu çocuğu boğuvermiyor. bu noktada alfonso'nun çirkefler çirkefi kuzeninden de bahsetmek lazım. kendisini geçen bölümlerde etçil balıklara kurban ettiğimiz için artık gönül rahatlığıyla yazıyorum: ettiğini buldun lan! sen git bir oda hazırlat, yok efendim evliliğin 'tamamlanması'nı (evet tamamlanması) görmeden şurdan şuraya gitmem de. normal değilsiniz yemin ederim. pes. pes ki pes. there's a precedent'mış. peh! evet, hala hızımı alamamışım bu konuda. devam edelim.

tabii ki banquet of chestnuts'a değinmeden olmaz. ben böyle birşey görmedim! konu ve sahneyi kast etmiyorum hayır, hiç tanık olmadığım şey böyle birşeyin tarihte gerçekten yaşanması VE kayıtlara geçmesi. aman tanrım! bölüm sonrasında wikipedia'dan baktığımda ve bu durumun ayırdına vardığımda dedim anacığım madeni buldunuz, vurun kazmayı vurun kazmayı. 50 kardinal, 50 fahişe, 50 rahibe cübbesi diyorum başka da birşey demiyorum. izleyin görün uleeen!

şu sıralar maşallah napoli'ye kafayı taktık. cesare'nin fransa ile olan kankalığı sayesinde ordumuz da oldu. yardıranzi milan'a doğru koyulduk, milan'ı da fransızlara verdik. lucrezia arada gıcık kuzeni öldürmeye kalktı ama çok şükür bu işi micheletto çözdü filan derken napoli'de veliahtlardan biri zehirlendi. ya sabır, her zehri aynı sanan nightingale -seviyoruz kendisini de her boku da kömürler çözemiyorsun tabiiy- yardırdı filan. neyse efendim bir şekilde oğlanı kurtardık, diğer eziği de biryerlere biryerlere gönderdik, huzura erdik. 

bize kalan micheletto'cuğumun karşı cinse kaptırıldığı şu dakikalar sonrasında, o adamın sforza'nın adamı çıkması karşısında, yumruk sıkıp beklemek. seni ben boğucam lan ezik çocuk! yeminlen ben boğucam böööyle koştur koştur kurtulmaya çalışacaksın da, beyin üstü çakılacaksın uçurumlardan inşallah. son  üç bölüme girerken heyecanla bekliyoruz, bakalım canım dizim the borgias beni nereye götürecek.

efeniim gerekli update'leri yapmak için geri döndüm. sekizinci ve dokuzuncu bölümle başbaşayız. açıkçası söyleyecek birşey yok. lucrezia'nın faka basması karşısında benim dahi soluğum kesildi. vay anasını diyorum öncelikle. federico, seni kendi ellerimle kan içinde boğacağım, o derece gıcığım sana. pes. gelelim cesare'ye. 

valla cesare artık aklının ucu bucağı olmayan sınırlarıyla beni benden almakla meşgul. fransa kralını bağladı, kendine bir ordu ayarladı filan derken, bir de son bölümde rodrigo'nun afffına nail olmasın mı? yareppim ağla ağla öldüm, canımsın cesare. hatta o sahneden sonra artık onuncu bölümün son bölüm olduğunu öğrendiğim an ne kadar üzüldüm ne kadar üzüldüm tahmin bile edemezsiniz. durun! dayanamayacağım, yine lucrezia'ya dönüyorum.

kızım sen ne menem birşey çıktın valla düşündükçe aklıma geliyor, geri dönüp dönüp seni yazıyorum! milleti uyuttun yahu! ben senden heeerkesleri öldürmeni beklediydim şahsen ama sen tosun gibi uyutup kaçtın ya, seni bir kere daha sevdim. diziyle ilgili en büyük mesele wikipedia okumak bu arada bence. kim kimle, ne nasıl olacak merakından izlemeyi bitirir bitirmez bilgisayarı kapatıyorum daha ne diyeyim! federico ile seni düşündüydüm ama -çok afedersiniz- o pezevenk, karakteriyle beni benden aldı, lucrezia sen onun hakkından gelsen iyi olurdu ama dur bakalım neler olucak the final'de.

şimdi gelelim son birkaç bölümün en acıklı olayına. micheletto.

bunu micheletto'ya nasıl yaparsınız laaaağn?!?!? diye sorayım en önce. hırsımı almam mümkün değil. ya adam katil, adam görev adamı, ama adamın bir kalbi var. lucrezia ile konuşurken kalbinin ufak ufak ipuçlarını dahi verdiniz. nasssıl bu adamın kalbiyle oynarsınız?? bu dizideki en karizmatik en cool adamın nasıl kalbini kırarsınız soruyorum size? sforza karısı, seni ben bizatihi ellerimle boğacağım. aaah micheletto ah. o çocuk sana göz koyarken anlamalıydııım! ama ne oldu? bölümün sonunda anladım. anlamaz olaydım. o andan itibaren çocuğun açığını yakalayacağın anı beklemeye başladım ve biliyordum o anın yakın olduğunu. ne oldu? yakaladın. zaten sen uyurken odanın içine birisinin girip mektup bırakmasını senin duymamış olman ihtimal dahilinde değildi benim gözümde. çirkefler çirkefi bir de kitaptan şifreli mifreli yazmış ki, dostlar başına! cesare'ciğimle kafa kafaya verdiler de keşfettiler. micheletto'ya kalbim parçalandı. bir gece önce sevgilisinden:

"Odi et amo. Quare id faciam, fortasse requires. Nescio. Sed fieri sentio et excrucior."

sözlerini dinlerken, bir gece sonra onu öldürmeye gitmek zorunda olması içimi parçaladı valla. yazık! çok yazık! seni nasıl öldüreyim sorusuna kollarında ölmek istiyorum cevabını alması da ayrı bir yangın oldu doğrusu. [bu arada görseller konusunda 100 puan, güzel bir bilek kesme sahnesiydi. gerçekte nasıl görünür bilemiyorum tabii ama, gerçekçi göründüğü kesindi. gözlerimi kaçırdım, o derece.] en nihayetinde çocuğun micheletto'nun kollarında kan içinde ölmesi, micheletto'nun yüzüne bulaşan kanı için tears of blood demesi çok kalbimizi kırdı yahu. nitekim micheletto'yu da öylesine kırdı ki, ortadan kayboldu, ötesi var mı? canım benim, dilerim kalp kırıklığın düzelir bir an önce de, seni the final'de bol bol görürüz.

as for other borgias, cümlenize hayırlı olur inşallah bu final. son bir defa görüşmek üzere.

20 Haziran 2012

[The Borgias Season 2 Finale: Best. Ever.]

BORGIAS SEZON FİNALİ MUHTEŞEMDİ LAAAAAN!!! ÖEAAAAAĞĞHĞHH! sanıyorum ki şu cümleleri ardarda haykırsam, sesimi kıssam ne kadar haz aldığımı anlatmam mümkün değil yahu. nıhahahahhahahhahhaha. çok güzeldi!!!!!! ov yesssss! evet, aranağme olarak bir süre daha zevk çığlıkları atmaya devam ediciim. yani zaten bölüme başlarken kana vahşete susamış haldeydik. yani geçen bölümde ezikella juan öldürüldükten sonra holy father'cığımızın bunu nasıl karşılayacağını merak etmekten ziyade, lucretia ve cesare'ciğimin tepkilerine ne tepki vereceğini çoook merak etmekteydim. nitekim şoklardan şoka girdi adam orası güzeldi. yalnız annenin bu kadar donuk olması beni tekrardan şoklardan şoklara soktu. şimdi sırayla gelelim minnoş detaylara. ay lucretia bebişim sen nesin yaa? minnoş musun yani çocuk musun nesin bacım nesin? o prens ne peki? yarebbim bir insanın yüzünden bu genö yaşında böyle mi nur akar! seni kucağıma alıp yanaklarını sıkmak istiyorum yemin ederim. tabi ilerleyen bölümlerde sende çılgın potansiyeller görürsek bu fikirden cayabiliriz. ama şimdilik bu şekilde. aaa tabi o şemsiyeye de bayıldığımı söylemeden edemiyciim. çok şık bir şeydi, tam 15-16. yy suları yapımı. neyse efendim lucretia'yı mutlu mesut everdik çok şükür. tabi ben yine bi hayal kırıkları yaşadım çünkü the beklenen ilişki yine ortaya düşmedi. ne zaman lucretia ve cesar'yi görücez laaan? ay yok meraklısı değiliz bu the tarihin en meşhur ensest ilişkisinin. ama iki oyuncuyu da seviyoruz. ve on screen görmek istiyoruz. nokta. gelelim micheletto'ya. bebeğim sen ne vahşi çıktın? ilk kez tırstım. hani o dil koparırken nieaahhğğ ifademi bürünüp ufak bir ürperti geçirsem de o odun yığınını ateşe verirken senden cidden tırstım. aaa bir de tabi savanarola'nın adamın suratına bakıp i know your kind demesi ürpertti. hey allahım. sickness in mind, sickness in soul demek istiyorum bu peder bozuntusu için. ama dirayetli çıktı, sonuna kadar tripler attı ve cayır cayır ve hatta çığlık çığlığa yanarak öldü. ne feciydi yarebbim, gerçekten düşmanımı düşürmesin bu hallere! şimdi geliyorum the en güzel sahneye. her zaman dediğim, dost muhabbetlerinde anlattığım -zaten bir o muhabbetlerde paylaşıyorum, çünkü bu sevdiğim bir konu, ve bu şekilde bakmayı görmeyi bilemeyenlere o bakışı da anlatmak benim için özel birşey, dış kapının dış mandalına anlatmakla uğraşamam öyle değil mi?- happiness in sadness. hatta perfection in sadness. joy in sorrow. ve her ne şekilde adlandırırsak adlandıralım işte bu konsept. yani juan'ı günahım kadar sevmiyordum. ölmesine çok da sevindiydim. hatta kendisini bıçaklayıp köprüden atınca sanıyorum ki mutluluktan bayıldıydım. hatta bayıldık. bu dizi sayesinde maşallah biz diye konuşmayı adet edinmek istiyorum. ama rodrigo'nun oğlunu kucağına aldığı ve kucağında minicik bir çocuk gördüğümüz sahne ölümcül derecede acıklıydı. yani onun gözlerinden buna tanık olmak gördüğüm en genius sahneydi. o kadar güzel, o kadar acıklı. neredeyse gia filminin tagline'ı: too wild to live, too beautiful to die tadında birşeydi. hele de adamın düşünüp taşınıp, seni biz -ben demek istiyor- bu hale getirdik demesi. vah vah vaaaah, çok süperdi yahu. aa bir de sen benim gibisin, similar faces ve favor muhabbeti -ki muhabbeti tam hatırlayamadım ve o kelimeler o kadar güzeldi ki özetle bozmak istemiyorum, açın izleyin dostlar- çok harikaydı. ve the beklenen an. abi o çocuk ne cevvalmış haberim yok. güm güm içti şarapları önce bir bok olmadı. ama gözlerinden kan gelmesi filan, beklemiyordum tabii. kan kusmalar filan, whatever. yani overall bir dizi filmde kusma sahnesinin olmasını komple saçma buluyorum. görsel efekt şovunu daha başka karizmatik şeylere odaklanarak gerçekleştirebilirsiniz. neyse, yine de çocuğun kendi kanı içinde yatması güzeldi. ama bebişim cesare'yi affettim diyemeden papa'nın yığılıp kalması olmadı hacı. ve aynı zamanda çok güel oldu çünkü herşey üstüste kurulurken -yeni düğün, juan defterinin kapanması vs.- bi yerde bi ucu açık olay bırakmaları lazım öyle değil mi? açıp okumadım hala, ölüyor mu yoksa?? neyse efendim iki kelam da jeremy irons'tan bahsedeyim. o boşluğa deli deli bakıp, sessizce dururken burnunun akması, gözlerinin dolması... jeremy adamsın diyorum başka birşey demiyorum. aaa machiavelli de yorumlarıyla maşallah beni benden aldı. öyleyse, öyle. şöyleyse şöyle. hey allahım, ne kıl bir adamsın gözümde tarifi yok. neyse efendim. seneye görüşürüz diyeyim olsun bitsin. izin verirseniz bir süre daha bu bölümü düşünüp zevk almaya devam edeceğim. zira sonrasında gözüm öyle bir geçer zamanki'ye takıldı, beynim böcelendi, algım kapandı, salak oldum filan. yes. back to basics. kan barut gözyaşı. oooh.

15 Haziran 2012

[The Borgias Sezon Finalinden Bir Önce.]

bölüm 5 dakika önce bitti ama bu süre içerisinde yazamadım. neden? çünkü zevkten bayıldım! gerçekten bayıldım diyorum. gözlerim filan karardı o derece. holy shit! bebeğimsin cesare! ressssmen nefret kustuğum, bıçak bilediğim, silahları hazırladığım bu iğrenç karakterden kurtulduğumuz için çok mutluyum! borgias never forgive diyerekten beni benden aldınız. yani adeta cesare bir yanda micheletto bir yanda vur dedim öldürdünüz oğlum! neydi o öyle! savanarola'nın nasıl başını yediğinizi anlatmıyorum. elbet floransa'nın bu saçmalık silsilesinden kurtulacağını hissediyorduk. ama yani juan'dan bu şekil kurtarmak genius bir hareketti! bir an için öldürmeyip acıyacaksınız sandım, çatladım evet. anam ne kana susamışlık varmış bende kendime de şaşırmadım değil yani. aaa iki çift lafım da sezon finali fragmanına! allah belanızı versin neler oluyor! papa zehirleniyordu, lucretia ile cesare öpüşüyor mu? beklenen entrika olay sapkınlık zinciri bizi mi bekliyor! gerçekten çatlayacağı meraktan ulen. haydi hayırlısı. dilerim uzun bir final olur. çünkü bu ezik yapımcılar yüzünden 1 yıl bekliyoruz yeni sezonu. neyse efendim. haftaya inşallah nefes kesici bir finalden sonraki yorumlarımla görüşmek dileğiyle.

11 Mayıs 2012

[The Borgias s2e6; Game of Thrones s2e7; The Killing Season 2.]

bu üç diziyi bir heyecanla izledim efendim çarşamba günü. borgias her zamanki formundaydı tabii ki, hile desiseyle bir bölümü daha kapattık. bölümün olayı sforza ile cesare oldu. şaşırmadık ama yani sforzanın bu şey salak halleri beni benden aldı. aaa bu arada lucretia için esas çirkef sforzayı öldürmesi çok karizmatikti, üstelik de kanlı bıçağı alıp kızımıa götürücekmiş, hey maşallah darısı juan'ın başına diyorum sevgili izleyiciler. bölümün sonunda yıldırım düşme sahnesiyle hiç ilgilenemeyeceğim bu arada. acıklıydı tamam. ders aldıııık, yooooow tamam. whatever, heyecanlanmadım. gelelim the esas olaya. ah micheletto'cuğum ben seni elin adamlarıyla mı görecektim bebeğim ya? valla yıktın geçtin beni. böööyle aşık aşık bakmalar filan, mahvoluğumdur. resmen karşı takıma birini daha kaptırmışız benim haberim yok. neyse efendim. yorumlar bu kadar.

gelelim game of thrones'a. senaristleri bir kazığa oturtmak istiyorum çok net. ilk sezonun soluksuz bölümleri gitti, greyjoy'un başrolde olduğu bölümlere kaldık hey allahım! yok fethetmiş de yok bilmem ne. gerizekalı adam defol git gözümün önünden. bu arada şey salaklığın neyse ki stark çocuklarının kurtulmasına yardımcı oldu, aferim yabani kız, adını bilmesem de kafan çalışıyor beğendik seni. peki ya jon snow'a ne demeli? gerçekten malsın jon snow. öl de kurtulayim istoyurm bu derece. kesin seni ghost kurtarıcak ben sana diyim. hele bir de mal gibi o kıza aşık olmaya filan kalkarsan şak diye düşüp bayılmam, beklerim senden bu tip mal hareketleri. aaa bir de şu var, kız yollu valla, haydi hayırlısı, seni de bi everelim jon snow, içimi baydın. tyrion'cuğum, şu dizide en sevdiğim adamsın gerçekten. herkes bir gerizekalılıkla hareket ederken senin şu ileri görüşlülüğün beni mutlu ediyor cidden. çocuğu saraya götürün demeler filan şıktı örneğin. aaa bir de birkaç bölüm önce sansa'ya yaptığın beyefendice hareket acayip takdirimi kazandı aferim. hatta dün izlediğim bölümde gerizekalı mal ve çirkin krala bir tokat attığın için ayrıca seni ayağa kalkıp alkışladım, büyüksün reis. ya bir de o dog beni benden aldı. adam çöt diye bağırsakları filan döktü ne dehşetti öyle inanamadım. bu arada o da bir centilmendi sansa'ya karşı aferim. tabi sansa demişken kendi haline üzüldüm bir an için de olsa. yazık kızcaaz hiç anlayamıyor insanların neden böyle davrandığını. en sonunda sanıyorum sibel atlarınız bile çocuklarından daha iyi besleniyor diyince jetonu düştü sankim. sansa akıl fikir diliyorum sana. hırslarının kurbanı oldum sürüm sürüm sürünüyorsun oh. gelelim esas olayaaaaa. tabii ki de targaryen cephesindeyiz efendim. ejderhaların kaçırılmasını filan saymıyorum, çünkü onların başına bunun geleceği belliydi. ama daenerys'i üzgün gördüğüme üzüldüm valla. bir de sümsük sümsük tipler buna yavşadıkça baygınlıklar geçirdim. khal drogo'cuğum olaydı da hepinizi parçalayaydı. peh! neyse efendim, görünen o ki o zengin adamla evlenicek. ama istemiyorum da bir yandan. dilerim bir çözüm bulur da yardırır. zaten tahta çıkması konusunda benim desteğim tam. 

efendim mevzu sırası geldi the killing'e. bu dizi çok iyi. harika. muhteşem. ilk yorumlarımı bu şekilde yapmam gerek. sanki gerçek hayattan kayır yapılıyormuşçasına karakterler, konuşmalar ve mutsuzuklar var bu dizide. izleyin izlettirin o yüzden. ilk sezonu 3 günde izlemiş ve çok keyif almıştım. ama ne yalan söyleyeyim, çok endişeliydim ikinci sezona dair. çünkü uzadıkça yavanlaşacağına dair endişelerim vardı. yok efendim. bana kapak oldu. çünkü bu sezon ilk sezondan da güzel gidiyor. hem merakla bekliyoruz, hem de larsen ailesinin dramına, geçmişine tanık oluyoruz ki rosie'nin annesinin bu kaltak halleri beni benden alıyor. bu noktada gerçekten de neler olacağını merak etmekle birlikte, Kaley Cuoco'nun harika şekilde dile getirdiği gibi "who in the hell killed rosie larsen?" ya bir de bu rosie'nin sırları var bahsedilmesi gereken. tabii bilemiyorum ne olduğunu o yüzden bahsedemiyorum. sen ne yaptın rosie? kimlere takıldın yahu? olayın nedir? her ergen gibi kapanaydın odana, depresif müzikler çalaydın ya! bakalım efendim başımıza daha neler gelicek. meanwhile tekrardan söylüyorum: the killing: izleyin izlettirin.

[Ringer: 21. Desperate Housewives: s8e19. The Borgias s2e2.]

uzun süredir kenara not ettiğim bir kaç dizi bölümü var, onlarla ilgili yorumumu yazmassam çatlayacağım evet.

ringer: bu diziye başladığım için çok mutluyum resmen. hep şaşırtıyor beni hep şaşırtıyor. bir an durağanlaştı diyorsun, sonra yine bir şaşkınlık silsilesidir gidiyor. yani ennnn sonunda olan zehirleme meselesi beni benden aldı. resmen buffy'ciğimin başı dönünce yüreğim zıpladı. tabi catherine'in çay iç çay iç ısrarlarından bir bokluk çıakacağı çok belliydi. ama yani buffy, bu kdar faka basmana ianamıyorum. aa bir de tamam seni bridget olarak benimsedik de yine de bazı anlar öyle bir buffy rolüne bürünüyorsun ki, gözümden kaçmıyor. hatta elimde değil. tam hatırlayamadım şimdi, hastanedeyken o bakışında da hissettim bunu. yerde yatarken de. sanki hep yalnızmışsın hep yalnız olmaya mahkumsun gibi. üzüldüm yahu. neyse ki sevgili ioan'cığım dünyanın en mükemmel erkeği olduğundan bir an önce kendi ailesini güvene aldı. sonrasında bridget'in amannın beni al herkes iyi olsun temalı konuşmasında da etkilenmemek mümkün değildi. üstelik machado'nun artistik hareketleri, telefonu dinlemeleri filan renk üstüne renk kattı. ve şok şok şok şok şok şok şok. benim gıcık olduğum kadınla catherine'in sevgili çıkması nedir?! ya kadın heryerde bi dikkat çekicek illa hey allahım. dexter'da gıcık oldum ya, spartacus'te karşıma çıktı, orada uyuz oldum ve üstüne öldürüldü ya, bana rahat yok yine karşıma çıktı. ay kadın bi de güzel valla hakkını yemiyim. ama kaş göz o hareketleri beni öyle rahatsız ediyor ki, bi fettan kadın rolüne girse de bi kurtulsam yarebbim.böyle ara rollerde sinir olduğumla kalıyorum çünkü. bi de parantez açayim, bu kadın benim julie benz'ciğimle bff! dexter'da tanışmış bunlar belli, vıdıvıdı konuşup birbirlerini tag'leyip duruyorlar. ama tekrar hak vermek lazım, kendisini twitter'da takipteyim, gerçekten komik bir kadın. hani tanışıp konuşsak muhabbeti çok iyidir eminim, ama bu rolleri beni deli ediyor. yes efendim, artık bu noktada ringer'ın sezon finalini beklemeye geçiyoruz. kendisi bu akşammış. artık yarın düşer internete de mevzu biter. üstelik resmini gördüm, buffy'ciğim giymiş gelinlikleri. bakalım söyleyecek mi andrew'a? andrew ne yapıcak? malcolm ne cehennemde? bodoway macawi bu olayları nümeroları yuttu mu? arkası yarın efendim.

desperate housewives: bree, senin bu çektiklerini pişmiş tavuk çekmedi anacım! ilk yorumum kesinlikle bu. yani olay resmen kadının üstüne kaldı. tamam, hissediyorum bu işten yırtıcak ama yani böyle de kendi kendinize heyecan yaratmayın kuzum, yakışmıyor. aa bi de o avukat tam senin tipin diyecektim, valla okuduğuma göre zaten aşık maşık olucakmışsın, haydi hayırlısı. lynette için de yorumum şu: bastır bebeğim! o jacqueline bisset çakması kadını geldiği yere gönder, bıraksın tom'cuğumuzun peşini göt! tebliğ vermeler filan ne ya, sen kimsin be kadın! sen kim oluyorsun da böyle yapıyorsun! tom artık bu konuda birşeyler yapma vaktin geldi, kırılıyorum ama olmaz ki. zaten mike öldü, tek sağlam kaya sen kalakaldın başımıza. susan, ilk kez senle ilgili bir sahneyi beğendim, şaşkınım. normalde fikirsizliklerin, gerizekalılıklarınla beni benden alıyorsun, ama bu sefer mike'ın sırrını merak etmen doğal gelişen bir refleksti. neler olduğunu öğrenince yüzündeki o anaç ifade görülmeye değerdi, aferim diyor omzuna pıt pıt vuruyorum. ve julie'nin ifadesi harikaydı. o bebeği bırakmayacağını biliyorduk, hatta bence adını mike bile koyar bunlar şimdi, çok güzel şekilde bağladın en sonunu duygulandık. bu hafta gabriel pek şaşırtmadı doğrusu. normalde beni benden alan sahnelere sahip olup genelde beni ağlatan bir role bürünmene alışmıştım ama bu sefer baya baya gevşek gördüm. bree'nin olayını bu kadar kolay üstünden atman garipti gerçekten. haydi hayırlısı, haftaya toparlanır herşey inşallah. 

borgias: bu noktada dayanamayıp borgias izlerken içimde kalanları da yazacağım. öncelikle juan, sen nasıl bir öküz, nasıl bir hayvansın anlayamadım. sana ne oluyor? şey kadar aklınla böyle işlere kalkışmak senin ne haddine? cesare gibi organizatör bir ruh dururken, elalemi asmalara kalkman nedir? aklın başka bir yerindeyken bu kızdan ne istedin? lucretia senin malın mı, hayır, yatacaksa cesareyle yatacak bi siktir git defol karşımdan. öfkeliyim sana juan. zaten salak bir suratın vardı, iyice düştün gözümden. bok ye. of. cesare'ciğim, bebeğim, seni çok seviyorum. öfkelerin sevinçlerin pek güzel pek güzel. o sümsük rahibe kadından vazgeç ben sana diyim. artist bozuntusu -hadi böyle demiyim, kız vatikanı kurtardı çünkü- kızla ol. gerçi baban duptıs duptıs havada uçak dişi sineğe bile kaydığı için onu seçmesen daha sağlıklı olabilir tabi. o en sonunda attığın tripler, indirdiğin flamalar filan, karizmadan öldün bebeğim sen. çok güzeldi. o sümsük kardeşin juan'dan ziyade senin ön plana çıkmana, hele de aklınla ön plana çıkmana bayıldım. hele de en sonunda topu yere atıp, gerçeklerini yaptıralım demen epic güzellikteydi. rodrigo, sen papasın, kıçını kır otur dua et. ne oğlum 2 kadınla yatağa girmeler filan? bu ne ateş, bu ne şehvet, bu ne istek, bu ne kuvvet? bin yaşına geliyorsun filan, valla bak hoşuma gitmedi böyle görüntüler olmuyor. aaaa bi de farnese'yi yetkili kılmalar filan kısmın var. o konuda aferim, valla kadını en başa getirdin, fakirlerin halini gördün, bir ilerleme kat edersiniz inşallah. bu noktada bir de şunu söylemek gerek: paolo. yavrum sen borgia'lara kurban gidecek çocuk muydun yahu? ne iyi biriydin, ne minnoştun, kızımıza yaban ellerde sahip çıkıp onu azaplardan kurtardıydın. aaaah ah üzüldüm. valla üzüldüm. seni juan ve cesare, lucretia'ya çaktırmadan öldürüp, cesare'nin senin ağzından okumayı öğrendim bıdı bıdı diye lucretia'ya mektup yazacağını hayal etmiştim. gerizekalı şey akıllı kardeşini sallamayıp çılgın işlere kalkıştı. vah yavrum paolo. asıldı kaldı oracıkta.şimdi geliyorum lucretia'ya. ben dün onu izlerken çok üzüldüm yahu. böyle bir hüzün yok yani. sevdiği adamı boynunda iple görmesine mi yanayim, yoksa elindeki nota mı yanayim? kucağına alıp ağlaması filan, gözlerim doldu resmen mahvoldum. cesare'ciğim o sahnelerde kalabalığı da dağıttı ki orada kendisine de hayran oldum. kız notu bulunca ne yazıyor diye merak ederken jetonum geç düştü: paolo okuma bilmiyor kiiiii! biri öldürdü onu. aşık olduğu adamın ölümüne sebep oldu. mutsuzum şu an yazarken. hele de o notu bulduğunda, bu jeton düşüşünü yaşadığında yüzündeki ifade, lucretia bayıldı, ben öldüm resmen. sonra da bebişini falan unutup bööyle boşluğa bakarak yatması filan...içlendim yahu. kolay değil tabii. ama dizinin geri kalanındaki modu harikaydı. mezarlık başındayken başındaki eşarbın rengine de bayıldım. derken o mumu öylece koyup, abisinin ölümünü beklemesi, üstelik yüzünde harika bir gülümsemeyle beklemesi esnasında sanıyorum entrikanın boyutlarının verdiği heyecana dayanamayıp bayıldım. diledim ki o şamdan juan'ın bi yerine saplansın. ama gel gör ki şanslı eziğin fahişenin üstüne düştü, o yine yırttı. son sahnelerde şunu hissettim ki lucretia'nın intikamı daha bitmeyecek, sonuna kadar uğraşacak itiraf ettirmek için. tut ki ettirdi, artık ne yapar bilinmez. bastır lucretia. heyecanla diğer bölümü bekliyoruz efendim. tabi burada dip not düşmek zorundayım: micheletto sen neymişsin yahu? bi insan bu kadar akıllı, bu kadar öngörülü olur mu yarebbim? adam tüm tehlikeleri sezip en baştan önlem alıyor. öldürüyor, ajanlık yapıyor, cesetlerden kurtuluyor (nehre ceset atılmasını sevmedim, hastalık filan olur). bayıldım sana micheletto. hele aşk nasıl birşey derken yüzünün aldığı ifade filan ölümcül güzeldi. seni daha çok görmek istiyorum. haydi hayırlısı.

13 Nisan 2012

[Game of Thrones + The Borgias s2e1.]

bu noktada uzun süredir yapamadığım dizi yorumlarıma çılgıncasına bir dönüş yapıciim. öncelikle dün big bang izledim, hayallerimde nimoy'u görmeyi kurarak. sadece sesiyle konuk olduğunu duymuştum ama yine de istiyor insan. onun dışında sheldon her zamanki gibi süperdi, kendisi için izlediğim için yani bi yorumum yok. aaa raj'a gelince, ya bu çocuk da mutlu olsun istiyorum, duygusalım, üstüme gelmeyin diyorum sadece =)

efendim borgias: bence en heyecanlı başlayan dizi buydu. yani bir yarıştır, bir cinayettir, işkencedir herşeyi gördük. hele de lucrezia'nın (aman spartacus'teki lucretia'nın kulakları çınlasın) kaş göz devirip yeni evlilik hakkında yorumları filan baya iyiydi. ayrıca da kendisini pek bi olgunlaşmış gördüm, annelik yakışmış. peki o farnese'ye ne demeli? aman allah ne entrikaymışsın yahu sen? resmen kıza göz koydun, kıskançlıktan onunla işi pişirdin pes. zaten papa cenaplarının dangır dungur kadınlarla sürekli bir ilişki yatak banyo küveti muhabbeti içerisinde olması beni dehşete düşüyor. vaay nasıl oluyor diye değil de benim gözümde daha farklı bir yeri var galiba. bi de o adamdan beklemiyordum demek ki o performansı. aaaa bu noktada cesare'ciğim için şu yorumu yapıciim: özlemişim ben seni yahu! her taşın altından çıkan, mükemmel sesiyle etrafını kontrol altında tutan bünyen, once upon a time ile sıkıntılanan bünyeme iyi geldi valla. bi de şu fransız kralının konuşmasına hastayım. oh iyi oldu o napolili sümüklüye! zaten sesine de gıcıktım onun. şimdi efendim bir de hakkını yememek lazım, cesare'nin sağ kolu var. yani adamın adını şimdi hatırlayamadım ama o nasıl bir insandır? zaten sadakatini ispat etti -gerçi ondan birşey çıkacak gibi bir beklenti içerisine girdim nedense- ama bu kadarı fazla. anam sen herşeyi bu kadar ince nasıl düşünüyorsun? o genç rahibimsi çocuğu öldürdün, korodaki çocuk ya neyse. orasının çekimleri harikaydı. sonra cesare'ciğimi kavgadan çıkardın. valla kaş göz bakış ben seni pek bir tuttum. bu kadar oynak dengeli bir dizide bir sağlam kaya olarak seni seçtim. bakalım sforzalar filan nasıl papalığın önünde diz çökücek, cesareyle lucrezia napıcak ne zaman yapıcak, lucrezia ne zaman bi daha evlenicek ve bilimum sorularla doluyum. haydi hayırlısı. aaa bi dakka şimdi bölüm özetine bakmak isterken öteki bölümün adını gördüm: paolo. bu lucrezia'nınkinin adı değil miydi yahu? dur bakalım ona ne oldu, neler yapıcak, çok minnoş sevdiğim bir karakterdi, geçen sezonda öldüyse de hatırlayamadığımdan haydi hayırlısı diyorum tekrardan.

game of thrones: valla o kadar da ahım şahım şeyler olmadı afedersin. beklediğime değmedi desem yeridir. tamam ilk part'ta dizimag kafayı yedi (bu apayrı bir dert. kendiliğinden öteki bölüme geçiyor, sonra yüklüyorsun aynı şeyi bir daha yapıyor. ağız tadıyla izleyemedim, başka siteye geçtim. üzgünüm dizimag. bana bunlarla gelme.) ve o kısmın 10 dksını izleyemedim. ama devamı tam bir eziklikler gösterisiydi. yani tamam anlıyoruz savaşı kurmanız lazım filan bla bla ama çok bayıktı ya. hele o stark'ın gerizekalı beyinsiz mal büyük kızını gördüm ya iyice tepeme çıktı sinirlerim! jeoffrey (adını yanlış yazdıysam da oh iyi olmuş) senden nefret ediyorum. nefret! NEFRET! aaaaaaaaaaaaaaaa!!!! o kılıçlardan örme tahtındaki her kılıcın kıçına kaçmasını bekliyorum. başka birşey diyemiyciim. şimdi burdan sevdiğim bi karaktere geçeyim. tyrion. ya bu adam olmasa çekilmez hayat. kraliçeyle muhabbetleri filan da çok iyiydi pek güldüm. çok zeki tabi bi yandan, o bağlamda keyifle entrikalarını izliyoruz. aaa bir de sibel kekilli'ye iki çift lafım var: kızım ben senin kadar ballı bir insan görmedim. daha başka şekilde söyleyecektim bu cümleyi ama hadi daha seni görmedim sakin adımlar atmaya karar kıldım. tüm dünyada tüm oyuncular bitti de sen girdin ya şu diziye inanamıyorum yani. gerçekten. anbilivibil.senin karakterinin altından birşeyler çıkıcak da yani nedir bu. resmen jeneriğe girmiş kadın başkası olsa da gurur duymazdım kimse kusura bakmasın. efendim esas geleyim muhabbetin aslına: daenerys targaryen. valla ben bu kızı destekliyorum kime kusura bakmasın. bu kız tahta çıksın. starkmış bilmemneymiş hiiiç gözümde değil! kız ilk sezonun başında olduğu insandan sezon sonunda bambaşka birine dönüştü. resmen genç bir çocuktan, kızdan, bir kadına dönüşüne tanık olmak muhteşemdi. neden peki? aşk. aşk aşk aşk aşk. herkeslere haykırmak istiyorum. bu kadar çok adamın askerin olduğu hikayeye de bu olay çok yakıştı, bu olay olmasa bayık birşey olup çıkardı. neyse efendim, 2. bölümü izleyince yorumlara devam.