Catherine heathcliff'le evlenmekren bahsederken "it would degrade me to marry heathcliff" diyor. Adam bunu duyunca evi terk ediyor ve yillar sonrasinda zengin ve intikam almaya hazir bir adam olarak geliyor. Ama heathcliff sonrasindaki cumleleri duymuyor. Iste o kismi komple suraya yaziyorum ki dunya alem bilsin gorsun, o cumleler kayda gecsin. Bu kismi daha da iyi hissetmek icin bir baska kismi daha dahil ediyorum evet.
"It would degrade me to marry Heathcliff now; so he shall never know how I love him: and that, not because he's handsome, Nelly, but because he's more myself than I am. Whatever our souls are made of, his and mine are the same; and Linton's is as different as a moonbeam from lightning, or frost from fire."
"My love for Linton is like the foliage in the woods: time will change it, I'm well aware, as winter changes the trees. My love for Heathcliff resembles the eternal rocks beneath: a source of little visible delight, but necessary. Nelly, I am Heathcliff! He's always, always in my mind: not as a pleasure, any more than I am always a pleasure to myself, but as my own being. So don't talk of our separation again: it is impracticable; and—"
Kitabin en sevdigim ikinci sahnesi ise catherine'in olum dosegindeki diyalogdur. Heathcliff kendisinin kalbini kirip onu oldurdugunu soyledigi catherine'e kendi katilini affedebilecegini, ancak catherine'in kendisine zarar veren catherine'i affedemeyecegini soyler. Yani ben seni affediyorum ama seni affedemem ki. Bundan daha guzel bir sahne olabilir mi acaba filmde? Ama maalesef bu sahne de filme girmemis. Huzunlu bir durum. O sozleri soylerken catherine kizimiz ve tom hardy'i gormek isterdim dogrusu. Bu arada bu sahnenin diyaloglarini asagiya yaziyorum ki bu muhtesem guzellik kayitlara gecsin:
Because misery and degradation, and death, and nothing that God or Satan could inflict would have parted us, you, of your own will, did it. I have not broken your heart—youhave broken it; and in breaking it, you have broken mine. So much the worse for me that I am strong. Do I want to live? What kind of living will it be when you—oh, God! would you like to live with your soul in the grave?'
'Let me alone. Let me alone,' sobbed Catherine. 'If I’ve done wrong, I'm dying for it. It is enough! You left me too: but I won't upbraid you! I forgive you. Forgive me!'
'It is hard to forgive, and to look at those eyes, and feel those wasted hands,' he answered. 'Kiss me again; and don’t let me see your eyes! I forgive what you have done to me. I love my murderer—butyours! How can I?'
Filmin en buyuk sikintisi ise bu sahnelerin otesinde bir durumdan olusuyor. Filmin sonunda heathcliff intihar ediyor! HOW ABOUT NO! Boyle birsey kitapta olmadigi gibi, catherine'in hayaletine bakip beni sakin bu dunyada yalniz birakma diyen adamin, bosluga bakip sonsuzluga giden gozlerine yakismaz bu olun. Cok kinadim sizi ingilizler! Bu film gercekten orijinal sonunu hak ediyordu.
Iyisi mi dostlar siz ralph fiennes ve juliet binoche'lu versiyondan sasmayin en once onu izleyin. Sonrasinda o muthis diyaloglar ile 2009 versiyonunu hayal edersiniz. Ama herseyden once kitabi okuyun. Inanin pisman olmayacaksiniz.